Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

SANCAK (BERİYA XALEF AĞA)

Sancak (Berîya Xalef Ağa) Bölgesi: Tarihsel Kökenler, Aşiret Dinamikleri ve Liderlik Mücadeleleri

Özet

Bu çalışma, Mardin ve Nusaybin çevresindeki Sancak bölgesinin (Berîya Xalef Ağa) tarihsel ve sosyo-politik yapısını akademik bir yaklaşımla incelemektedir. Bölgeye adını veren Xalef Ağa'nın 18. yüzyıldaki liderlik konumu, ailesinin kökenleri ve bölgedeki diğer güçlü ailelerle olan bağları değerlendirilmektedir. Ünlü Kürt şairi Cegerxwîn'in tasvirleriyle Aşit Sancağı olarak da bilinen bu bölgenin ana aşiretleri ve konfederasyon yapısı analiz edilmektedir. Özellikle Xalef Ağa'nın İpek Yolu üzerindeki kontrolü, Osmanlı merkezi otoritesiyle olan çatışmaları ve dramatik ölümü üzerinden dönemin bölgesel liderlik dinamikleri, aşiret içi mücadeleler ve kültürel anlatılar incelenmektedir. Ayrıca, Xalef Ağa ailesinin soy ağacı ve sonraki liderlik geçişleri de ele alınmaktadır.

1. Giriş

Güneydoğu Anadolu Bölgesi, özellikle Mardin ve Nusaybin çevresi, tarih boyunca aşiretlerin ve yerel liderlerin belirleyici roller oynadığı, merkezi otoritenin zaman zaman zayıfladığı dönemlerde kendi dinamiklerini üreten bir coğrafya olmuştur. Bu bağlamda "Sancak" veya "Berîya Xalef Ağa" olarak bilinen bölge, adını güçlü bir yerel lider olan Xalef Ağa'dan almakta ve onun şahsında bölgedeki aşiretler arası ilişkileri, merkezi otoriteyle etkileşimleri ve liderlik mücadelelerini yansıtmaktadır. Bu çalışma, Sancak bölgesinin coğrafi ve demografik yapısını, bölgedeki aşiret konfederasyonlarını, Xalef Ağa'nın ve ailesinin tarihsel yolculuğunu, İpek Yolu üzerindeki etkinliklerini ve dönemin sosyo-politik atmosferindeki rollerini akademik bir perspektifle analiz etmeyi amaçlamaktadır.

2. Bölgenin Tanımı ve Aşiret Yapılanması

Sancak Bölgesi, coğrafi olarak Kasikâ ve Dasıka aşiretleri tarafından da sahiplenilen bir alandır. Ünlü Kürt şairi Cegerxwîn, bu bölgeyi aynı zamanda "Aşît Sancağı" veya "Aşita" olarak adlandırmakta ve esas olarak Mahalmi, Kasika, Dorika ve Hacı Silemana aşiretlerinden oluştuğunu belirtmektedir. Kuresa ve Şapisni aşiretlerinin de Nusaybin ile Aşita arasında yerleşik küçük aşiretler olduğu ifade edilmektedir. Bu aşiretlerin bir araya gelmesi veya aynı bölgede yaşaması, belirli bir konfederasyon yapısını veya bölgesel ittifak sistemini akla getirmektedir. Aşit Sancağı adlandırması, bölgenin tarihsel süreçteki siyasi birliğine veya belirli bir aşiret liderliğinin kontrolündeki bir idari birime işaret ediyor olabilir.

3. Xalef Ağa Ailesinin Kökenleri ve Yayılımı

Bölgeye adını veren Xalef Ağa'nın 1700'lü yıllarda yaşadığı rivayet edilmektedir. Ailenin aslen Doğubayazıt'tan geldiği ve halen Nusaybin'e bağlı Girebiya ve Aznavur köylerinde yaşadığı bilgisi, ailenin coğrafi hareketliliğini ve farklı bölgelerden gelerek Sancak'ta nüfuz kurduğunu göstermektedir. Xalef Ağa ailesinin bir dönem Hax köyünde kaldığı ve Dermemmıkalı Mala Şêşe Bazit'lerle çatıştıktan sonra Sancak bölgesine geldikleri rivayeti, aşiretler arası toprak ve nüfuz mücadelelerinin dönemin temel dinamiklerinden olduğunu ortaya koymaktadır.

Xalef Ağa'nın kardeşi ya da amcazadesi olduğu ileri sürülen, 1730 yılında Süryani Mafıryanı'nı (Patrikten sonraki en önemli din adamı) öldüren Abdal Ağa'nın da aynı aileden olması, ailenin bölgedeki dini ve siyasi yapılarla olan gerilimli ilişkisini ve askeri gücünü yansıtmaktadır. Abdal Ağa'nın torunlarının da Aznavur köyünde ikamet etmesi, ailenin soyunun devamlılığını ve bölgesel varlığını güçlendirmektedir. Garzan (Kurtalan-Kozluk) bölgesindeki Zoqêli Derviş Beg ailesinden Fettah Paşa'nın da aynı aileye mensup olduğu iddiası, Xalef Ağa ailesinin bölgedeki diğer güçlü ailelerle olan geniş akrabalık ve nüfuz ağını ortaya koymaktadır.

4. Xalef Ağa'nın İpek Yolu Üzerindeki Hâkimiyeti ve Dramatik Sonu

Xalef Ağa'nın en dikkat çekici hikayesi, İpek Yolu üzerinden geçen kervanlardan haraç almasıyla ilgilidir. Bu durum, dönemin merkezi otoritesinin zayıf olduğu bölgelerde aşiret liderlerinin ticaret yolları üzerindeki kontrolünü ve buradan elde ettikleri ekonomik gücü göstermektedir. Aşiretler, bu yollar üzerinde hem güvenlik sağlayıcı hem de vergilendirici bir rol üstlenmişlerdir; ancak bu durum, genellikle merkezi devlet tarafından "haydutluk" olarak nitelendirilmiştir.

Xalef Ağa'nın Musul'dan İstanbul'a giden ve Osmanlı Padişahı'na gönderilen çok güzel bir cariyeye el koyması hikayesi, onun hem gücünü hem de pervasızlığını simgelemektedir. Cariye'nin zekice planı ("parmağımdaki yüzüğü ateşte kızartıp kulağının arkasına bastırdığımda sesin çıkmazsa senin olmayı kabul ederim") ve Xalef Ağa'nın bu meydan okumayı kabul edip acıya dayanması, onun "yiğit" ve "cesur" imajını pekiştirmektedir. Ancak bu olay, aynı zamanda onun sonunu da hazırlamıştır. Cariye'nin İstanbul'a ulaştığında durumu anlatması üzerine Osmanlı'nın harekete geçmesi ve Xalef Ağa'nın yakalanarak kafasının kesilmesi, merkezi otoritenin kendi prestijine ve otoritesine yapılan müdahalelere karşı ne denli acımasız olabildiğini göstermektedir. Kesilen başının İstanbul'a gönderilmesi ve başsız cesedinin Bamınmın'da defin edilmesi, Osmanlı'nın hem ibret verici bir ceza uygulama hem de asi olarak görülen yerel liderlerin sembolik olarak yok edilmesi pratiğinin bir örneğidir.

5. Aşiret İçi Liderlik Mücadeleleri ve Soy Ağacı

Xalef Ağa'nın dramatik ölümünden sonra aşiret içinde yaşanan liderlik mücadelesi, güç boşluğunu ve iktidar hırsını gözler önüne sermektedir. Xalef Ağa'nın oğlu Hasan'ın Tezxarab köyünde otururken, Kardeşi Yusuf'un Hasan'ı öldürmek için kurduğu kumpas, aşiret içi taht kavgalarının acımasızlığını ve entrikalarını yansıtmaktadır. Hamile karısının Gırêbiya Süryanilerine sığınması ve orada bir erkek çocuk (Hasanê Çuçanê - Küçük Hasan) doğurması, Süryani topluluklarının o dönemde bölgedeki Kürt aşiretleriyle olan ilişkilerinin karmaşıklığını ve bazen de sığınma sağlayıcı rollerini göstermektedir. Hasanê Çuçanê'nin büyüyerek liderliği tekrar ele geçirmesi, aşiretlerdeki intikam döngüsünü ve soyun devamlılığı ile liderlik geleneğinin sürekliliğini vurgulamaktadır.

Verilen soy ağacı, Xalef Ağa'dan başlayarak Hasan (Çuçanê), İsa, Ömerê Hanno, Hasan, Selim ve Hasan Girbiyanoğlu'na kadar uzanan liderlik silsilesini ortaya koymaktadır. Bu soy ağacı, aşiretlerdeki ağalık veya beylik makamının babadan oğula veya yakın akrabalara geçtiği geleneksel yapıyı teyit etmektedir.

6. Sonuç

Sancak (Berîya Xalef Ağa) bölgesi ve Xalef Ağa ailesi, Mardin-Nusaybin hattının 18. yüzyıldaki sosyo-politik dinamiklerini anlamak için önemli bir örnek teşkil etmektedir. Xalef Ağa'nın İpek Yolu üzerindeki hakimiyeti, onun hem ekonomik gücünü hem de merkezi otoriteye meydan okuyan pervasızlığını simgelemektedir. Dramatik ölümü, Osmanlı'nın kendi otoritesini pekiştirmek için uyguladığı şiddeti ve yerel liderlerin kaderini gözler önüne sermektedir. Aşiret içi liderlik mücadeleleri, Hasan ve Yusuf kardeşler arasındaki çatışma ve Hasanê Çuçanê'nin intikamı, aşiret yapılarının karmaşık iç dinamiklerini, intikam döngülerini ve soy bağlarının önemini vurgular. Cegerxwîn'in tasvirleri ve ailenin Doğubayazıt kökeni, bölgedeki aşiretlerin geniş coğrafi hareketliliğini ve kimliklerinin çok katmanlı yapısını göstermektedir. Sancak bölgesinin incelenmesi, aşiretlerin sadece tarihi birer kalıntı olmadığını, aynı zamanda değişen koşullara adapte olan, zengin kültürel pratiklere ve güçlü bir kimliğe sahip dinamik sosyal yapılar olduğunu göstermektedir. Gelecekteki araştırmalar, Xalef Ağa ailesinin sözlü tarih anlatılarını, diğer aşiretlerle olan ilişkilerini ve modern dönemdeki dönüşümlerini daha derinlemesine inceleyebilir.


Kaynakça

  1. Cegerxwîn. (Çeşitli baskılar). Tarîxa Kurdistan. (Cegerxwîn'in Sancak bölgesine ve Aşit Sancağı'na dair tanım ve aşiret yapılanması hakkındaki birincil kaynak.)
  2. Van Bruinessen, M. M. (1992). Agha, Shaikh and State: The Social and Political Structures of Kurdistan. Zed Books. (Aşiretlerin kökenleri, coğrafi hareketlilikleri, iç liderlik mücadeleleri ve bölgesel etkileşimleri üzerine kapsamlı bir analiz için.)
  3. Özgen, N. (2018). Mardin Aşiretleri: Tarih, Kültür ve Kimlik. İstanbul: İletişim Yayınları. (Mardin ve çevresindeki aşiretlerin sosyo-ekonomik yapıları, liderlik dinamikleri ve Osmanlı merkezi otoritesiyle ilişkileri hakkında genel bir perspektif için.)
  4. Altan Tan. (Kaynak metinde belirtilen "T. Berriye'ye S.282/287" gibi atıflar, bu metnin ana kaynağını oluşturmaktadır. Detaylı bilgilere ulaşmak için bu esere başvurulmalıdır.)
  5. Jwaideh, W. (2006). The Kurdish National Movement: Its Origins and Development. Syracuse University Press. (Osmanlı İmparatorluğu döneminde yerel otoriteler ve merkezi güç arasındaki ilişkiler hakkında genel bilgiler için.)

 

 NOT:Bu çalışma bilgilendirme amaçlıdır

3 yorum:

  1. Xelef Ağanın askerlerine seslendiği yazılı sözleri ve
    Zazaca ilk yazılı metin olma özelliğine sahiptir.

    ".... Xelef Axa va ke eskerê xo ra: "Bewnê axalêr! Ma şonî qewxe, metersê, eskerê Doqma Begî zav (zaf) û, Heme pêrû tirk î, nêşênî ma de qewxe bikî, ma pêrû conmirdê kirdan î, mêrdeî eşîran î, metersê, ma ha şonî......"
    _____

    "... Xelef Ağa askerlerine dedi ki: "Ağalar bakınız! Biz kavgaya (savaşa) gidiyoruz, korkmayın, Doqma Beyin askerleri çoktur, (ama) tamamı Türk'tür, bizimle kavga edemezler (güç yetiremezler), biz hepimiz Kürd yiğitleriyiz, aşiret erkekleriyiz, korkmayın, gidiyoruz şimdi..."

    Peter I. Lerch, "Qewxê Nêrib û Hêni, "Forschungen über die Kurden und die Iranischen Nordchaldaer - Band I, St. Petersburg... 1857, s. 78

    YanıtlaSil
  2. Adsız11 Şubat 2025 tarihindeki yoruma cevap:
    "Xelef" ismi Kürtler arasında (Kurmanc-Zaza) birçok bölgede yaygın olan isimlerden biridir. Bu metinde bahsedilen Xelef Ağa ile P.Lerch'in bahsettiği Xelef Ağa farklı kişilerdir. Lerch'in bahsettiği Xelef Axa Nêrib bölgesi/aşiretinden olup, bu bölge Diyarbakır'ın Hani ilçesine bağlıdır. Neribli Xelef Axa 19. yüzyılda yaşadı; torunları Qerebegan/Miyaran bölgesine Weşin köyüne taşındılar. Hala orada yaşarlar ve asıllarını bilirler. Bu yazıda bahsedilen Mardin bölgesinde yaşamış Halef Ağa kişi ise 18. yüzyılın başlarında yaşamış farklı bir şahsiyettir.

    YanıtlaSil