Harezmşahlar Devleti (1097-1231)
Harezm, Hazar Denizi'nin doğusunda Ceyhun (Amû-Deryâ) nehrinin aşağı mecrasının her iki tarafında bulunan ülkeye verilen isimdir. Bu topraklara hâkim olan ya da idare eden kimselere ise Harezmşâh unvânı verilirdi.
Harezm bölgesi Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan (1063-1072) zamanında Selçuklular'ın hâkimiyeti altına girmiştir. Sultan Alp Arslan 1065'te çıktığı Mankışlak seferinde Harezm'i zaptederek buranın idaresini oğlu Ayaz'a bırakmıştı. Ancak bu bölge Alp Arslan ve Melikşah (1072-1092) dönemlerinde muhtemelen mahallî reisler arasından seçilen valiler tarafından idare edilmiştir.
Sultan Melikşah, Harezm gelirlerinin tasarruf yetkisini taştdârı Anuş Tegin Garçeî'ye verdi. Fakat Anuş Tegin, vali sıfatını taşıdığı halde Harezm'in idaresi fiilen Kıpçak Türkleri'nden Ekinci (İlkinci) b. Koçkar'ın elindeydi.
Kutbüddin Muhammed (1097-1128)
Anuş Tegin'in oğlu Kutbüddin Muhammed, 1097 yılında Harezm valisi olarak atandı. Kutbüddin Muhammed, Selçuklular adına bölgeyi fiilen idare eden ilk Harezmşah oldu. Harezmşahlar sülâlesinin atası Anuş Tegin'in Türk olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
Kutbüddin Muhammed, Sultan Sencer'in şahsî teveccühünü kazanmış ve devrin siyasî ve idarî ananelerine uygun olarak, sultanın menşuru ile bu mevkiye getirilmiştir.
Kızıl Arslan Atsız (1128-1156)
Kutbüddîn ölünce, yerine büyük oğlu Kızıl Arslan Atsız Harezmşah tayin olundu. Atsız, ilk zamanlarda Sencer'e karşı tam bir sadakat ile hareket ederek, sultanın çeşitli seferlerine katıldı.
Atsız, 1138 yılında Sencer'e isyan etti ve bağımsızlığını ilan etti. Ancak Sencer'in karşı saldırısı sonucu mağlup oldu ve tekrar Selçuklular'ın metbûluğunu tanımak zorunda kaldı.
İl-Arslan (1156-1172)
Atsız'ın ölümü üzerine, yerine oğlu İl-Arslan Harezmşah oldu. İl-Arslan, babası Atsız'a nazaran faaliyetlerinde daha sınırlı kalmış görünse de ondan daha gerçekçi bir politika takip etmiştir.
İl-Arslan, 1172 yılında öldü ve yerine oğlu Sultan Şah geçti.
Alâaddin Tekiş (1172-1200)
Sultan Şah, Harezm'den kaçınca Tekiş buraya kolayca hâkim oldu. Harezmşahlar'ın en güçlü hükümdarı olan Tekiş bu devletin imparatorluk haline gelmesinde büyük pay sahibi olmuş, oğlu Alâaddin Muhammed'e çok güçlü ve geniş sınırlara hâkim bir devlet bırakmıştır.
Tekiş, 1194 yılında Irak Selçuklu Sultanı III. Tuğrul'u mağlup etti ve Irak-ı Acem'de Selçuklular'a ait bir takım önemli kaleler ele geçirdi.
Alâaddin Muhammed (1200-1220)
Tekiş'in ölümü üzerine, yerine oğlu Alâaddin Muhammed Harezmşah oldu. Alâaddin Muhammed, 1212'de Semerkand'ı zaptetti ve Mâveraünnehr'de Harezmşahlar hâkimiyetini kurdu.
Alâaddin Muhammed, 1217'de Irak'a sefer düzenledi ve Irak-ı Acem'de önemli başarılar elde etti. Ancak 1219'da Cengiz Han'ın orduları Mâveraünnehr'i işgal etti ve Alâaddin Muhammed mağlup oldu.
Alâaddin Muhammed, 1220 yılında öldü ve yerine oğlu Celâleddin geçti.
Kaynakça:
- İbn-i Battuta, Seyahatname
- Ömerî, Mesâlikü'l-ebsâr
- Şikârî, Karaman Tarihi
- Uzunçarşılı, İ. H., Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri
- T.C. Muğla İl Yıllığı (1973)
- Türkiye Ansiklopedisi (1958)
- İslam Ansiklopedisi (1960)
.
Harezmşah Celâleddîn Mengübirdi (1220-1231)
Alâaddîn Muhammed Harezmşah'ın ölümünden sonra, oğlu Celâleddîn Mengübirdi, Harezmşahlar Devleti'nin son hükümdarı olarak tahta çıktı. Ancak, devletin içindeki karışıklıklar ve Moğol istilası nedeniyle, Celâleddîn'in hükümdarlığı çok zorlu geçti.
Celâleddîn, babasının ölümünden sonra, Harezm'e döndü ve burada toplanan 90.000 kişilik savunma kuvvetinin başına geçti. Ancak, Moğollar'ın saldırısı sonucu, Gürgenç şehri dört aylık bir kuşatmadan sonra Moğollar'ın eline geçti (1221). Böylece, Harezmşahlar Devleti tarih sahnesinden silinmiş oldu.
Celâleddîn, Moğollar'a karşı amansız bir mücadeleye girişti. Nişâbur'a geldi ve burada emîrlere ve sınır beylerine haber göndererek Moğollar'a karşı girişeceği mücadelede kendisine yardım etmelerini istedi. Ancak, Moğollar'ın yaklaşması üzerine, Zevzen yakınındaki Kahire kalesine gitti.
Celâleddîn, Hindistan'a sığınmaya çalıştı, ancak Moğollar tarafından takip edildi. Sind nehrini geçip Hindistan'a sığınmaya çalışırken, Cengiz Han'ın ordusu tarafından çember içine alındı (26 Kasım 1221). Celâleddîn, cesur bir şekilde Moğol ordusunun merkezine saldırdı, ancak sonunda mağlup oldu.
Celâleddîn, Hindistan'da Rana Şatra kumandasındaki bir Hint ordusunun saldırısına uğradı ve onları mağlup etti. Daha sonra, Debdaba Usakun hâkimi Kabaca'nın kızı ile siyasî bir evlilik yaptı.
Celâleddîn, 1224 yılında Irak-Acem'e geldi ve burada Abbasî halifesi Nâsır Lidinillâh'ın hâkimiyeti altındaki Hûzistan'a saldırdı. Halifelik arazisine karşı genel bir saldırıya geçmeye kararlı görünen Celâleddîn, bir öncü birliği yolladı. Bu birlik halifenin kuvvetlerini bozguna uğrattı.
Celâleddîn, 1225 yılında Azerbaycan'ı fethetti ve Tebriz'i başşehir yaptı. Daha sonra, Gürcistan Krallığı'na karşı harekete geçti ve Tiflis'i kuşatarak ele geçirdi (1226).
Celâleddîn, 1230 yılında Türkiye Selçuklu Devleti'ne karşı harekete geçti ve Ahlat'ı zaptetti. Ancak, Alâaddin Keykubâd'ın Eyyûbîler ile anlaşarak Celâleddîn'i Doğu Anadolu'dan çıkarmaya karar vermesi sonucu, Yassıçimen denilen yerde yapılan savaşta mağlup oldu (Ağustos 1230).
Celâleddîn, Moğollar'ın kendisini takibe çıktıklarını duyunca, Gence'ye gitti. Ancak, orada kalmayı uygun bulmayarak el-Cezîre bölgesine inmeye karar verdi. Aras, Eleşkirt, Malazgirt, Hani yolunu takip ederek Amid önüne geldi (1231). Moğollar ise Bargiri-Ahlat yolundan inerek bir gece sabaha karşı Dicle köprüsü kenarında Celâleddîn'e baskın yaptılar. Celâleddîn'in bütün maiyeti öldürüldü veya dağıtıldı. Kendisi de Meyyâfârıkîn tarafına kaçtı.
Celâleddîn'in nasıl ve ne şekilde öldüğü konusu pek açık olmamakla birlikte, bir rivâyete göre Moğol süvarileri tarafından takip edilirken tırmandığı sarp dağda eşkıya ile karşılaştı ve onlar tarafından öldürüldü.
Kaynakça:
- İbn-i Bîbî, el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-Umûri'l-Alâiyye, (nşr. Adnan Sâhib Erzi), Ankara 1956.
- İbn-i Haldûn, el-İber, V, 71-81.
- İbn-i Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, XIII, 101-121.
- İbn-i Nazîf, el-Târîhü'l-Mansûrî, Süleymaniye Ktp., Damad İbrahim, nr. 423.
- Cuveynî, Târîh-i Cihângüşâ, (nşr. M. M. Kazvînî), Leiden 1912, I, 97-133.
- Nesevî, Sîret-i Celâleddîn-i Mengübirdi, (nşr. M. M. Kazvînî), Paris 1891.
- Reşîdüddin, Câmî'ü't-Tevârîh, Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3034.
- Uzunçarşılı, İ. H., Anadolu Beylikleri, Ankara 1969, s. 1-2.
- a.mlf., "Harezmşahlar", İA, V/1, 265-296.
- Zeki Velidi Togan, "Cengiz Han", İA, III, 91-98.
- a.mlf., "Harezm", İA, V/1, 240-257.
- a.mlf., "Harezmşahlar", İA, V/1, 258-265.
- a.mlf., "Harezmşahlar", Türk Ansiklopedisi, XVIII, 310-314.
- a.mlf., "Harezm", Türk Ansikl
UYARI: Bu sitedeki bütün materyallerin her hakkı saklıdır. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz ve kopyalamak suretiyle elektronik ortamda kullanılamaz ve kitaplaştırılamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder