Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üzerine Derin Bir Analiz.


Türkiye, yüz yılı aşan Cumhuriyet tarihinde birçok kırılma yaşadı. Askerî müdahaleler, ekonomik krizler, toplumsal travmalar ve terör… Özellikle terör meselesi; yalnızca güvenlik sorunu değil, aynı zamanda bir toplumsal psikoloji, kimlik, temsil ve demokrasi meselesi olarak karşımıza çıktı.

Bugün konuşulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu fikri, sadece bir idari düzenleme değil; Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşme arayışının işaretidir.

Bu yazıda soralım:
Bu komisyon Türkiye’nin geleceğine nasıl katkı sağlar?
Hangi riskleri barındırır?
Kimler neden karşı çıkar?
Ve başarıya ulaşırsa Türkiye’nin hangi alanlarında yeni bir kapı açar?


1. Terörün Gündemden Çıkarılması: Güvenlikten Öte Bir Strateji

Türkiye’de terör meselesi uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak güvenlik perspektifiyle ele alındı. Elbette devletin güvenliği ve vatandaşın can emniyeti vazgeçilmezdir. Ancak bugün gelinen noktada, yalnızca askerî ve operasyonel yöntemlerin kalıcı toplumsal barış üretmediği görülmektedir.

Bu komisyonun iddiası şudur:

  • Terörün beslendiği toplumsal kırılmaları anlamak,

  • Kimlik temelli gerilimleri azaltmak,

  • Eşit yurttaşlık zeminini güçlendirmek,

  • Şiddetin meşruiyet zeminini tamamen ortadan kaldırmak.

Bu yaklaşım başarılı olursa, terör yalnızca bastırılmış değil, toplumsal olarak reddedilmiş bir olgu haline gelir. İşte asıl kırılma burada yaşanır.


2. Türk, Kürt ve Diğer Halkların Üzerine Düşen Sorumluluklar

Bu süreç tek taraflı işlemez. Toplumsal barış, ortak sorumluluk gerektirir.

Türk toplumu açısından:

  • Güvenlik hassasiyetini korurken genelleştirmelerden kaçınmak,

  • Ayrımcı dili reddetmek,

  • Eşit yurttaşlık fikrini sahiplenmek.

Kürt toplumu açısından:

  • Demokratik siyaseti tek meşru zemin olarak görmek,

  • Şiddetle arasına net mesafe koymak,

  • Türkiye’nin bütünlüğünü esas alan çözüm perspektifini desteklemek.

Diğer halklar ve azınlıklar açısından:

  • Çoğulcu demokrasiyi sahiplenmek,

  • Kimlik siyaseti yerine ortak vatandaşlık paydasını güçlendirmek.

Gerçek kardeşlik; sadece duygusal değil, siyasi ve hukuki bir zemine oturduğunda kalıcı olur.


3. Demokrasi ve Hukuk Devleti Boyutu

Terörün tamamen gündemden çıkması için üç temel alanın güçlenmesi gerekir:

1) Hukukun üstünlüğü

Yargıya güven olmayan yerde barış kalıcı olmaz.

2) İfade özgürlüğü

Bastırılmış düşünce yeraltına iner; demokratik zemin genişledikçe radikalleşme azalır.

3) Şeffaf yönetim

Adalet duygusu zedelenirse toplumsal kırılma derinleşir.

Komisyon, eğer bu alanlarda somut reformlara öncülük ederse; Türkiye sadece iç barışını değil, küresel itibarını da güçlendirir.


4. Olası Sakıncalar ve Riskler

Her büyük proje risk taşır.

1) Güvenlik zafiyeti algısı

Bazı kesimler süreci “taviz” olarak görebilir. Bu algı doğru yönetilmezse toplumsal reaksiyon doğabilir.

2) Siyasi istismar

Süreç seçim malzemesine dönüşürse güven kaybı oluşur.

3) Radikal unsurların sabotajı

Hem aşırı milliyetçi hem de ayrılıkçı uç gruplar süreci provoke edebilir.

4) Uluslararası müdahale

Bölgesel aktörler Türkiye’nin iç dengelerini jeopolitik hesaplara kurban etmek isteyebilir.

Bu nedenle süreç; duygusal değil, stratejik akılla yürütülmelidir.


5. Kimler Engellemek İsteyebilir?

1) Terörden çıkar sağlayan yapılar

Şiddet ortamı, bazı örgütler için varlık sebebidir.

2) Siyasi kutuplaşmadan beslenen aktörler

Barış ortamı, sert söylemi zayıflatır.

3) Bölgesel güç dengeleri

Türkiye’nin iç bütünlüğü güçlenirse, dış politikada daha bağımsız hareket edebilir. Bu durum bazı küresel aktörleri rahatsız edebilir.


6. Türkiye’nin Önünü Hangi Alanlarda Açar?

Ekonomi

Risk algısı düşer, yatırım artar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu kalkınma ivmesi kazanır.

Eğitim

Kaynaklar güvenlik yerine insana yatırım olarak yönlendirilebilir.

Demokrasi

Daha kapsayıcı bir anayasal kültür gelişir.

Toplumsal Psikoloji

Travmatik hafıza yerini özgüvene bırakır.

Dış Politika

Türkiye, bölgesel barış aktörü olarak daha güçlü konumlanır.


7. En Kritik Soru: Samimiyet

Komisyonun başarısı teknik değil, ahlaki bir meseledir.

Eğer amaç gerçekten:

  • Terörü bitirmek,

  • Kardeşliği güçlendirmek,

  • Eşit yurttaşlığı derinleştirmek ise,

Türkiye yeni bir sayfa açabilir.

Ama eğer süreç:

  • Siyasi manevra,

  • Geçici kamuoyu yönetimi,

  • Uluslararası baskı azaltma hamlesi ise,

O zaman hayal kırıklığı üretir.


Sonuç

Terörsüz bir Türkiye mümkündür.
Ama bu sadece güvenlik meselesi değildir.

Bu;
adil bir hukuk düzeni,
kapsayıcı bir demokrasi,
eşit bir yurttaşlık bilinci
ve ortak gelecek inancıyla mümkündür.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; doğru yürütülürse Türkiye’nin ikinci yüzyılında en önemli demokratik eşiği olabilir.

Yanlış yürütülürse, yeni bir kırılma yaratabilir.

Top artık yalnızca devlette değil; toplumun vicdanındadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder