Çerkez Ethem, Hain mi, Yoksa Vatansever Bir Kahraman mı?

 Tarih, kahramanlar ve hainler üretmek konusunda oldukça cömerttir, ancak gerçekler nadiren siyah-beyazdır. Türk Kurtuluş Savaşı'nın en tartışmalı isimlerinden biri olan Çerkez Ethem, tam da bu iki rengin arasında, yani gri alanda yer alır.

Kimilerine göre vatan haini bir isyancı, kimilerine göre ise Milli Mücadele'nin vazgeçilmez bir kahramanı. Bu tartışma, yıllardır tarihçiler, siyasetçiler ve kamuoyu arasında sürüp gidiyor. Bülent Arınç'ın 2014'te yaptığı "Çerkez Ethem'e hain diyemezsiniz" açıklaması gibi müdahaleler, konuyu yeniden alevlendirmişti.

Peki, gerçek nedir? Bu köşe yazısında, tarihi kaynaklara dayanarak Ethem'in hayatını ve tartışmaları inceleyelim tarafsız bir gözle, duygusallıktan uzak.

Çerkez Ethem, 1886'da Bandırma'da doğdu. Çerkes kökenli bir aileden gelen Ethem, Osmanlı ordusunda subaylık yapmış, Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı'nda görev almıştı. Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İzmir'in Yunan işgali üzerine Kuva-yı Milliye saflarına katıldı. Kurduğu Kuva-yı Seyyare adlı gezici kuvvetler, gerilla taktikleriyle Yunan güçlerine karşı etkili zaferler elde etti. Örneğin, Anzavur İsyanı'nı bastırarak Ankara hükümetinin otoritesini güçlendirdi. Tarihçi İlber Ortaylı, Ethem'i "Milli Mücadele'nin erken dönem kahramanlarından biri" olarak nitelendirirken, onun kusurlarını da kabul ediyor: "Neden hain olsun? O dönemde herkesin hataları vardı."

Ethem'in vatanseverlik yanı, özellikle iç isyanları bastırmadaki rolüyle öne çıkıyor. Düzce, Yozgat ve Konya gibi bölgelerdeki ayaklanmaları ezerken, düzenli ordu henüz kurulmamışken Milli Mücadele'nin yükünü sırtladı. Tarihçi Ekrem Buğra Ekinci, Ethem'i "Kemalistlere göre hain, anti-Kemalistlere göre haksızlığa uğramış bir kahraman" olarak tanımlıyor ve ekliyor: "Belki hataları oldu, ama vatan haini olmadım derdi kendisi." Independent Türkçe'de yayımlanan bir analizde ise Ethem, "hain değil, kurban" olarak görülüyor; Halide Edip Adıvar'ın anılarından alıntı yaparak onun "çakır gözlü dev bir kahraman" olduğunu belirtiyor. Gerçekten de, Ethem'in kuvvetleri olmadan Ankara'nın ayakta kalması zor olabilirdi – Nutuk'ta bile Mustafa Kemal, onun katkılarını kısmen kabul eder, ama sonradan eleştirir.

Peki, hainlik suçlamaları nereden geliyor? Dönüm noktası, 1920 sonundaki Gediz Muharebeleri ve düzenli orduya geçiş süreci. Ethem, Kuva-yı Seyyare'yi düzenli orduya katmayı reddetti; bu, TBMM'ye karşı bir isyan olarak algılandı. İsyancıların yargısız infazı gibi uygulamaları da Meclis'te tepki çekti. Sonuçta, kuvvetleri dağıtıldı ve Ethem, Yunan tarafına kaçmak zorunda kaldı. Yunanistan üzerinden Ürdün'e yerleşti ve 1948'de Amman'da öldü. Resmi tarihe göre bu kaçış, hainliğin kanıtı. Nazım Hikmet'in Kuvayı Milliye Destanı'nda bile Ethem, "ihanet" olarak betimlenir: "Ve 29 Aralık Kütahya; 4 top ve 1800 atlı bir ihanet." Ancak bazı tarihçiler, bu kaçışın zorunluluktan kaynaklandığını savunuyor – Ethem'in anılarında (Cemal Kutay'ın derlediği tartışmalı eserlerde) Atatürk'ün "tek adam idaresi" kurmak istediği iddia ediliyor.

Tarihçiler arasındaki tartışma, ideolojik kamplaşmaları yansıtıyor. Kemalist çizgidekiler Ethem'i "başıbozuk çeteci" olarak görürken, muhalifler onu "provokasyona uğramış bir kurban" olarak savunuyor. Ekşi Sözlük gibi platformlarda bile kullanıcılar, "Çerkez Ethem hain değildir" diye başlık açmış; Bülent Arınç'ın açıklamaları da bu görüşü destekliyor: "Resmi ideolojiye kapılmış üç beş kişi dışında kimse hain diyemez." Öte yandan, bazı kaynaklar Ethem'i "ajan" olarak bile nitelendiriyor – İngilizlere göre Alman ajanı, Almanlara göre İngiliz ajanı. Bu çeşitlilik, konunun ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak, Çerkez Ethem ne tam bir hain ne de kusursuz bir vatansever. Milli Mücadele'ye katkıları inkar edilemez, ama isyanı ve kaçışı da tarihi bir gerçek. Tarih, bağlamı göz ardı etmeden okunmalı. Belki de Ethem, otoriteye karşı durmanın bedelini ödeyen bir figür, ne kahramanlık tacı ne de hainlik damgası tam uymuyor. Gerçek vatanseverlik, belki de bu gri alanda aranmalı. Tarihçiler daha fazla belgeyle tartışmaya devam etsin; biz ise yargılamadan öğrenelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder