Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

Beluclar Kimdir, Kürtlerle Akrabalığı varmıdır

Beluçlar: Dağların ve Bozkırların Gururlu Çocukları

Tarih, bazen akraba halkları binlerce kilometre uzağa savurur. Bir grup Zagros Dağları’nda kalır, diğeri Hazar Denizi’nden doğuya, sıcak çöllere ve Makran kıyılarına uzanır. İşte Beluçlar (Baloch), bu uzun yolculuğun en dirençli yolcularından biri. İran’ın Sistan ve Beluçistan’ından Pakistan’ın uçsuz bucaksız Beluçistan eyaletine, Afganistan’ın güneybatı sınırlarına kadar uzanan coğrafyada, yaklaşık 15 milyon insan bugün hâlâ aynı onur kodunu, aynı dili ve aynı kabile gururunu taşıyor.

Beluçların kökeni, İran platosunun derinliklerine uzanır. Tarihçiler, adlarının “Balaschik”ten geldiğini söyler; bu isim, Hazar Denizi ile Van Gölü arasında, eski Balasagan bölgesinde yaşayan bir topluluğu işaret eder. Sasaniler döneminde güneye ve doğuya göç etmişlerdir. Bilim insanları onları Batı İranik bir halk olarak tanımlar. Ataları, Medler gibi eski İranik kabilelerle bağlantılı görülür. Genetik çalışmalar, R1a baskın Y-DNA’sıyla bozkır (Andronovo) ve İran çiftçi katmanlarını ortaya koyar; Brahui gibi yerel unsurlarla da karışım söz konusudur. Halk efsaneleri ise Halep civarından başlayıp doğuya uzanan bir göç hikâyesi anlatır. 10. yüzyılda Arap kroniklerinde adı geçen Beluçlar, 14. yüzyılda bugünkü Beluçistan’a yerleşerek kabile konfederasyonlarını güçlendirmiştir.

Dil açısından Beluçça, Hint-Avrupa ailesinin Kuzeybatı İran dalına aittir. Kürtçe ile aynı grupta yer alır; ortak kelime hazinesi, gramer benzerlikleri ve fonetik özellikler, dilbilimcileri yıllardır bu akrabalığa işaret eder. Üç ana lehçe grubu vardır: Doğu (Süleymani), Güney (Makrani) ve Batı. Farsça, Peştuca ve Sindhi’den kelimeler alsa da kökünü korumuştur. Arap alfabesiyle yazılır.

Kürtlerle akrabalık konusu ise en sık sorulanlardan. Evet, bu bağ oldukça yakındır. Hem dilbilim hem genetik çalışmalar, Beluçça ile Kürtçe’yi (özellikle Kurmanci ve Sorani) Kuzeybatı İran dillerinin yakın akrabaları olarak sınıflandırır. Folklorlarında ortak Med kökeni iddiası, “Kurdgalnamek” gibi eski metinler ve 2010’lar DNA analizleri bu ilişkiyi doğrular. Beluçlar, Kürtlerden birkaç yüzyıl sonra doğuya göç etmiş bir kol olarak görülür. Tarih boyunca isim benzerlikleri, ortak kabile hikâyeleri ve “aynı kökenden geldik” rivayetleri bu bağı güçlendirir. Uzak kuzen değil; daha çok, aynı ailenin farklı dalları gibidirler.

İnanç konusunda Beluçların ezici çoğunluğu Sünni Müslüman’dır (Hanefi mezhebi). İran’da küçük Şii topluluklar ve yerel Zikri inanışları da vardır. Ancak dinleri, Balochmayar (Beluç yolu) adlı geleneksel onur koduyla iç içedir. Bu sözlü yasa, İslam’la uyumlu hale getirilmiş olsa da ondan bağımsız kurallar taşır: Misafirperverlik (mehmani), intikam (ber/hun), sığınma hakkı (bahut), sözüne sadakat (qaul) ve namus (nang/izzat). Kabile meclisleri karar alır; sardar (reis) önderliğinde segmenter bir yapı hâkimdir. Günlük hayatta kabile hukuku bazen dinî otoriteden daha belirleyici olabilir.

Kültürleri, bu onur kodunun etrafında döner. Ataerkil aile yapısı, kabile içi evlilikler, zengin sözlü edebiyat ve destanlar Beluç kimliğinin temel taşlarıdır. Altın takılar, geleneksel danslar, halk müziği ve savaşçı ruh hâlâ canlıdır. Tarım ve hayvancılık yanında yarı göçebe yaşam bazı bölgelerde devam eder. Modern dönemde İran ve Pakistan’daki siyasi gerilimler, milliyetçi hareketler ve ekonomik zorluklar kültürü derinden etkilemiş; diaspora (özellikle Umman’da yaklaşık 1 milyon) ise kimliği koruma konusunda önemli rol oynar.

Bugün Beluçların büyük kısmı Pakistan’da (yaklaşık 8 milyon, özellikle Beluçistan eyaleti), önemli bir bölümü İran’da (4-5 milyon civarı, Sistan-Beluçistan ve komşu iller) ve daha azı Afganistan’da yaşar. Tacikistan’da ise kayda değer bir varlıkları yoktur. Kabileler (Bugti, Marri, Rind, Lashari gibi) hâlâ güçlüdür; her biri kendi tarihini ve gururunu taşır.

Beluçlar, tarihin sert rüzgârlarında eğilmeyen bir halktır. Dağlar, çöller ve sınırlar onları bölememiştir. Balochmayar’ın “misafire ekmek, düşmana kılıç” anlayışı, binlerce yıllık İranik mirasla birleşince ortaya dirençli, onurlu ve misafirperver bir kültür çıkmıştır. Kürtlerle paylaştıkları dil ve kök yakınlığı, geniş İranik dünyanın ne kadar renkli olduğunu bir kez daha hatırlatır.

Beluçistan’da güneş battığında, o kızıl ufukta hem eski Medlerin gölgesi hem de bugünün kabile ateşleri yanar. Tarih, halkları ezer geçer; ama bazı halklar, isimlerini ve onurlarını asla teslim etmez. Beluçlar işte böyle bir halktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder