Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

AŞIK SÜMMANİ BABA

Âşık Sümmani ve Hayalî Maşuğu Gülperi

Türk Halk Edebiyatında Aşk, Rüya ve Arayış

Âşık Sümmani, XIX. yüzyılın ikinci yarısı ile XX. yüzyılın başlarında Doğu Anadolu’da yaşamış, Türk halk edebiyatının en güçlü ve etkili âşıklarından biridir. Hayatı, şiirleri ve hakkında oluşan anlatılar, rüya motifi ve hayalî bir sevgili etrafında şekillenmiş; bu yönüyle halk edebiyatında özgün bir yere sahip olmuştur. Sümmani’nin şahsında aşk, yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu değil; ömür boyu süren bir arayış, bir kader ve çoğu zaman da tasavvufi bir yolculuk olarak karşımıza çıkar.

Âşık Sümmani’nin asıl adı Hüseyin’dir. 1861 yılı civarında Erzurum’un Narman ilçesine bağlı Samikale (bugünkü Sütpınar) köyünde doğmuştur. Hayatına dair bilgiler büyük ölçüde sözlü kültüre ve halk anlatılarına dayanmaktadır. Düzenli bir medrese eğitimi almamış; ancak okuma yazma öğrenmiş, şiir ve saz geleneğini yöredeki âşıklardan ve ustalardan edinmiştir. Onu diğer birçok âşıktan ayıran en önemli özellik, sanat yolculuğunun rüya ile başlamış olmasıdır.

Henüz çocuk yaşlardayken çobanlık yaparken uykuya dalan Sümmani, rüyasında üç derviş görür. Bu dervişler tarafından kendisine bade içirilir, “Sümmani” mahlası verilir ve Gülperi adlı bir sevgili gösterilir. Bu rüya, halk edebiyatı geleneğinde âşığın manevî bir izinle şiir söylemeye başlamasının sembolü olarak kabul edilir. Sümmani için bu rüya, sadece bir sanat başlangıcı değil, aynı zamanda hayatının yönünü belirleyen bir kader olmuştur.

Rüyada görülen Gülperi, Sümmani’nin bütün hayatı boyunca peşinden gittiği, fakat hiçbir zaman tam anlamıyla ulaşamadığı hayalî maşuktur. Halk anlatılarında Gülperi’nin Bedahşan taraflarında yaşayan bir bey ya da han kızı olduğu, olağanüstü güzelliğiyle Sümmani’yi derinden etkilediği anlatılır. Ancak tarihsel açıdan Gülperi’nin gerçek bir kişi olduğuna dair güvenilir bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle Gülperi, akademik çalışmalarda tarihsel bir şahsiyetten çok, halk edebiyatındaki “ideal sevgili” tipinin bir yansıması olarak değerlendirilir.

Âşık edebiyatında sevgili çoğu zaman ulaşılmazdır. Bu ulaşılmazlık, aşkı diri tutar ve âşığın şiir söyleme sebebini ortadan kaldırmaz. Gülperi de bu bağlamda yalnızca bir kadın figürü değil; bazen kaderi, bazen ilahî hakikati, bazen de insanın iç dünyasındaki eksikliği temsil eden sembolik bir varlıktır. Bu yönüyle Sümmani’nin aşkı, dünyevî olduğu kadar tasavvufî anlamlar da taşır.

Âşık Sümmani, şiirlerinde ağırlıklı olarak hece ölçüsünü, özellikle 11’li kalıbı kullanmıştır. Koşma ve semai türlerinde eserler vermiş; dili sade, anlaşılır ve halkın günlük konuşma diline yakındır. Şiirlerinde aşk, hasret, gurbet, kader, sabır ve teslimiyet temaları ön plana çıkar. Gülperi’ye duyulan özlem, onun şiirlerinde yalnızca bireysel bir aşk acısı değil; insanın hayatta sürekli aradığı ama tam olarak bulamadığı anlamın ifadesi hâline gelir.

Halk anlatılarına göre Sümmani, Gülperi’yi bulmak ümidiyle Anadolu’nun birçok yerini dolaşmış; Kafkasya, İran ve Orta Asya’ya kadar uzanan yolculuklar yapmıştır. Bu yolculukların ne ölçüde tarihsel olduğu tartışmalı olsa da, Sümmani’nin şiirlerinde yer alan gurbet ve yalnızlık duygusu, bu anlatıları halk zihninde güçlü kılmıştır. Böylece onun hayatı, gerçek ile efsanenin iç içe geçtiği bir âşık hikâyesine dönüşmüştür.

Sümmani ile Gülperi arasındaki ilişki, Türk halk edebiyatındaki Kerem–Aslı veya Emrah–Selvi hikâyeleriyle benzerlik taşır. Ancak bu hikâyelerden farklı olarak Gülperi’nin tamamen rüya ve hayal dünyasında var olması, Sümmani’nin aşkını daha soyut ve daha derin bir noktaya taşır. Bu aşk, kavuşma üzerine değil, arayış üzerine kuruludur.

Âşık Sümmani, hayatının son yıllarını doğduğu köyde geçirmiş ve 5 Ocak 1915’te vefat etmiştir. Mezarı Samikale köyündedir. Halk arasında, onun Gülperi’ye kavuşamadan bu dünyadan ayrıldığına inanılır. Bu inanış, Sümmani’nin hikâyesini daha da hüzünlü ve etkileyici kılmıştır.

Sonuç olarak Âşık Sümmani, Türk halk edebiyatında rüya ile başlayan, aşk ile derinleşen ve arayışla süren bir hayatın temsilcisidir. Gülperi ise bu hayatın merkezinde yer alan, tarihsel bir kişilikten ziyade ideal sevgiliyi ve metafizik aşkı simgeleyen bir figürdür. Sümmani’nin hayatı ve şiirleri, aşkın yalnızca bir duygu değil; insanın varoluşunu anlamlandırma çabası olduğunu güçlü bir biçimde ortaya koymaktadır.

Kaynakça

  • Artun, E. Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebiyatı

  • Boratav, P. N. Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği

  • Köprülü, F. Türk Saz Şairleri

  • Türk Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Âşık Sümmani” biyografisi

  • DergiPark – Âşık Sümmani ve rüya motifi üzerine makaleler

  • Milli Eğitim Bakanlığı kültür yayınları


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder