Zerife Xatun Olayı ve Mala Kok Ağa ile Müslüman Kürtlerin Kanlı çatışmaları

..

Ermeni Tehcirinin başlamasından once doğu ve Güneydoğu Anadolunun bir çok yerleşim bölgelerinde Emeni ve  Yezidi kürtler yaşamaktaydı.Yezidi Nüfusu özellikle  Kars Iğdır, Doğubeyazıt ve Van, Begiri (Muradiye, Ebex(Çaldıran) , Gürpınar Pagecemal (Çörekli) civarında oldukça yoğunluk arz ediyordu. Bu aşiretler gelenek ve göreneklerinin benzerliği nedeniyle müslüman kürtlerler ile iç içe yaşam sürdürüyorlardı.  Buradaki Yezidi aşiretleri tarih sürecinde Rewanduzlu Mıhemed beg’in fermanı  ile bölgedeki müslüman ve arapların  Mirze Ağa ile  çatışmasından sonra bu bölgelere ya göç etmek zorunda bırakıldılar ya da sürdürüldüler. Buradaki yezidi aşiretleri Zaqori (Zuxuriyan veya Zoqoriyan ),Hesiniya ve Sipkanlı aşiretlerinden oluşan bir federasyona bağlı idiler.Ayrıca bu federasyon içinde müslüman kürt aşiretleri de mevcuttu.

Bu kültür içinde günümüzde hala anlatılan Çoban Ağa hikayesi  Mala Kok Axa ve Zerife Xatun meselesi  oldukça ilginç olaylar içermekteydi.

Bu aşiretlerden Ebex (Çaldıran)’ te yaşayan yezidilerin lideri Mir Çoban Axa idi. Çoban Ağa oldukça namlı bir lider idi, 18.yüz yıl Gürcistan Kayıtlarında Çoban Axa’dan övgü ile söz etmekteydi. Zira Çoban Ağa Osmanlı Rus Savaşında Ruslarrın saflarında yer almıştı.

Gerçek ismi MİRO olan  Çoban Ağa önceleri oldukça fakir  biri olup, çobanlık yaparmış. Bir gün Osmanlı Sultanı o bölgeden geçerken kar ve tipiye yakalanınca en yakın  köye gelip  köyün girişindeki Miro(Çoban Ağa)’nun çadırına misafir olur. Miro onlar için bir koyun kesmek isteyince sultan sadece koyunun böbreklerini yiyebileceğini söyleyince , Miro iki böbreğin yetmeyeceğini anlayıp  elindeki 7 koyunun tamamını kesip böbreklerini pişirdikten sonra tepsiye koyarak önlerine  getirmiş. Sultan , Mironun  elindeki bütün koyunlarını kestiğini görünce duygulanmış ve  Miro’ya bir name ve bir kaç altın  vererek demişki; Eğer bir gün başın dara düşerse bu name ile bana gel. Ben sana gereken yardımı yaparım. Aradan zaman geçmiş ve Sultanın verdiği altınlar bitince Miro için Fakirlik ve yokluk yeniden başlamış. Bunun üzerine Miro yani Çoban Ağa İstanbulun yolunu tutarak Sultanın yanına varır. Sultan Miro’yu iyi karşılar Ona bir çok hediyeler, Kese kese altınlar’ın yanında bir de ağalık Beratı verir. Böylece Miro Ebex nahiyesinin Ağalık Beratını cebine koyar ve o günden sonra Fakir Miro “Çoban Ağa” olarak halk arasına nam salar. O günün tanıkları Çoban Ağanın oldukça mert, dürüst ve yardım sever biri olduğunu ve müslüman köyleri bile kendisine saygı gösterdiğini,hatta bazılarının kendisinden  korktuğunu  anlatırmış. Bu nedenlerden dolayı Kendilerine mala KOK AĞA yada MALA AĞALERA diye hitap edilirmiş. Çoban Ağanın Oğulları,Fethi Ağa,Terah Ağa (Halk Arasında Mala tero diye çağrılır.) Ahmed Xan ve Muhammed Ağanın torunları oldukça geniş bir nüfusa sahiptir.



Günlerden bir gün Müslüman kürtlerden biri Mala Kok Ağa ailesinden  Emer Ağanın kızı Zerife Xatuna  gönlünü kaptırır. Ancak Yezidi inancına göre bir yezidinin bir müslüman ile evlenmesi çok büyük günah sayıldığından  Zerife Xatun  bu gönül meselesini kesinlikle Kabul etmez.

Müslüman kürt ağası Zerife Xatun’u kaçırmak için hemen kafasında bir plan geliştirip, planın birinci aşamasını  uygulayarak,, köydeki bir müslüman düğününe Çoban Ağa ailesinden  Zerife Xatunun babası Emer Ağayı davet eder. Emer Ağa’da nezaketen  düğüne icabet ederek gider. Kendisine çok büyük bir karşılama yapılır, ağırlanır ve  baş köşeye davet edilerek oturtulur. Bu arada Müslüman ağa kendi yanaşmalarından(Xulam)  birini tembihleyerek, gidip Emer Ağanın elini öp, hoş geldin de ve çaktırmadan tespihini çal bana getir der. Bunun üzerine  Yanaşma (Xulam) ağanın dediğini aynen yerine getirerek  Emer Ağanın Tespihini çalar ve ağasına verir.

Ağa planını ikinci aşamasını da hemen hayata geçirerek  Emer ağanın tespihini, bir yanaşma (Xulam) ile bir iki müslüman kıza vererek gidip tespihi Zerife Xatuna gösterip düğüne çağırın der. Kızlar Yanaşma ile yola çıkarak Zerife Xatunun  yanına  geldiklerinde  ona derler ki; baban Emer axa bizim düğündedir. Tespihini sana  gönderdi. Ve dediki “Zerife giyinip düğüne gelsin “ deyip(Zerife inandırmak için tespihi ona verirler) onu kandırdılar.  Zerife Xatuna Babasının tespihini gösterdiler. Zerife tespihi görünce tanır ve gelenlere inanarak teklifi Kabul eder. Süslenip onlarla beraber  düğün evine gelir. Onu govend’in (Düğün Halayı) içine davet ederler. Emer Ağa kızını  govendin içinde oynarken  görünce meseleyi anlar ancak iş işten geçmiştir. Bu kız kaçırma tezgahı üzerine çok büyük bir çatışma çıkar tam anlamı ile yezidi kürt savaşına döner. Emer Ağa birleşen  bütün kürt aşiretleri ile baş edemeyeceğini anlayınca Mendıki Aşiretinden Xetip Ağa ile Yezidi Zoqoriyan aşiretine  haber göndererek yardım ister.

Xetip Ağa Bégıri (Muradiye)  kazasının ağasıydı. Xetip Ağa  ve adamlarından, Çoloyé Nésır, kardeşi Axireté Pir, Qelenderé Piré ve Piré Behri çağırarak kuşanıp yardıma  geldiklerinde Ebex’te çatışma kızışmış adeta kan gövdeyi götürüyordu, her taraf ceset ve yaralılarla dolmuş, ana baba günü gibiydi. Ağlayanlar ağıt yakanların feryatları, silah sesleri bir birine karışmış adeta arşa yükseliyordu.Ortalık kıyamet gibiydi. Bir çok insanın hayatını kaybetmesinden sonra Emer Ağa bu işin sonunun  olmayacağını anlayınca, Aşiretini alarak Ermenistanın Aparan (Tezekend) köyü civarındaki Elegez dağına götürür. Azeri ve Türkiyeye göçen Kürtlerden kalan köylere yerleşirler, ancak yoksulluk ve soğuk hava  yıllarca boğuştular. Daha sonra Çoban Ağa ve ünlü Zoqori kahramanı Cangir Ağa Aşiretini kaçırarak buraya yerleştirdiler.Böylece Dünya güzeli Zerife Xatun meselesi yüzünden birçok insan hayatını kaybetti. Hangi tarafın haksız olduğu hususunu hala bölgenin insanları tartışıyorlar.Bu olayda insan hayatı yok  olduktan sonra, Kimin haklı kimin  haksız  olduğunun ne önemi var.

Müslüman Kürt ağası Zerife Xatunu aldı ama,Tarihe Zerif Xatun olayı olarak geçen bu kanlı  vaka nedeni ile  sayısız insan hayatını kaybettiği  gibi bir çok yezidi vatanından koptu. Son zamanlarda Aparan ve Elegezdeki yezidi yaşlıları ile yapılan röportajlarda Van gölünü ve  köylerini hayal meyal hatırladıklarını ve  çok özlediklerini anlatırlar. Bunların çilesi bununla da bitmedi, zira Stalin’in asimilasyon ve sürgün politikası ile daha da kötü günler yaşadılar.

 

Memedé Kazım 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder