Bazen memleketin eski defterlerini karıştırırken hep aynı soru takılır aklıma: Doğu ve Güneydoğu gibi bu kadar verimli toprağı, bu kadar genç nüfusu, bu kadar köklü bir kültürü olan bir coğrafya, neden yıllarca "geri kalmış bölge" diye anıldı?
Bu sorunun cevabı ne tek bir hükümette, ne tek bir aşirette, ne de tek bir dönemde saklı. Cevap, üst üste binmiş üç düğümde duruyor.
1. Ekonomi Treni Doğu'ya Rötarlı Geldi
Bizim coğrafyada sanayi treni hep rötarlı geldi. Fabrikalar batıya kurulurken, Doğu ve Güneydoğu buğday ambarı, hayvan deposu olarak kaldı. Bu bir makas açtı.
Sonra toprak meselesi. Biz bunu en iyi bilenleriz. Aşiret defterlerine bakın, yüzlerce dönüm arazi bir elde, yüzlerce aile topraksız. Topraksız adam köyde durmaz. Önce Adana'ya, sonra İstanbul'a, sonra Avrupa'ya... Göç, sadece insan götürmedi, parayı da, fikri de, cesareti de götürdü.
2. Toplum Değişti, Biz Ayak Uydurmakta Zorlandık
Aşiret olmak ayıp değil, bizim gerçeğimiz. Zor zamanda devletten önce aşiretin kapısını çalarsın. Bu bir dayanışmadır.
Ama dünya değişti. Dünya kooperatif, üniversite, bireysel girişim diyor. Biz hala her işi sadece akrabalık ilişkisiyle çözmeye çalışınca tökezliyoruz. Bir kız çocuğunu okutamayınca, sadece bir çocuk okula gitmemiş olmuyor, bütün bir ailenin geleceği eksik kalıyor. Yıllarca eğitimde en alt sıralarda olmamız, bugünkü tablonun en sessiz sebebi.
3. Söz Uçtu, Yazı Geç Kaldı
Bizim en büyük zenginliğimiz de, en büyük kaybımız da aynı yerden: Söz.
Doğu'nun ve Güneydoğu'nun tarihi kitaplarda değil, dengbejlerin dilindeydi. Dedemin bildiği 300 yıllık bir göç hikayesi hiçbir arşivde yoktu. Matbaa bize geç geldi, okul geç geldi. Söz uçar, yazı kalır derler ya, bizimkiler uzun süre uçup gitti, kalamadı.
Kendi hikayesini kendi diliyle yazamayan bir toplum, ister istemez geride kalır.
Son Söz Yerine
Geri kalmışlık kader değildir. Kader, geri kalmışlığa razı olmaktır.
Çözüm de üç yerden başlayacak: Doğu'nun toprağını suyla buluşturup aşireti bir üretim kooperatifine dönüştürmekten. Bir kız çocuğunu daha okula göndermekten. Ve senin, benim gibi unutulan bir ismi, bir oymağın göç yolunu bir deftere daha kaydetmekten.
Çünkü arşiv, sadece geçmişi değil, geleceği de kurtarır.
Sizce sizin aşiretinizde, sizin köyünüzde geri kalmışlığın en büyük sebebi neydi? Toprak mıydı, okul muydu, yol muydu, göç müydü? Yorumlara kendi hikayenizi yazın, bu yazıyı birlikte büyütelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
⚠️ UYARI:
Küfür, hakaret, Herhangi bir örgüt propagandası, tehdit, ve kişisel veri paylaşımı yasaktır.
Bilgilendirici, saygılı ve yapıcı yorum yazmaya özen gösterin.