Çanakkale Savaşı (Gelibolu Cephesi), 18 Mart 1915 deniz zaferiyle başlayıp 1916’ya uzayan, Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’ndaki en kritik savunmasıydı. 57. Alay gibi birlikler başta olmak üzere Osmanlı ordusu her bölgeden askerle savaştı. Doğu Anadolu’dan (Kürt nüfus yoğun) asker sevkı lojistik zorluklar yüzünden sınırlıydı; ana cephe Şark Cephesi (Ruslara karşı) öncelikliydi. Ama bu, “hiç Kürt yoktu” anlamına gelmez. Osmanlı ordusunda etnik ayrım yapılmazdı; askerler “Müslüman” veya bölge bazında kaydedilirdi.
Kürtler İsyan Etti İddiası Gerçek mi?
I. Dünya Savaşı’nda Kürt isyanları vardı, ama bunlar Doğu Anadolu’da (1914-1917) ve Rus/İngiliz teşvikiyle sınırlıydı (Wikipedia ve tarih kaynakları). Çanakkale cephesini hiç etkilemedi; isyanlar Koçgiri (1921), Şeyh Said (1925) gibi Cumhuriyet dönemi olayları. Çanakkale’de (Batı cephesi) Kürt isyanı kaydı yok. Aksine, Kürtler Doğu’da Ruslara karşı ağır kayıp verdi (Sarıkamış, Bitlis, Kutu’l-Amare savaşları gibi..). Bazı aşırı uç milliyetçiler, Kürtler Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale savaşı sırasında yoktu ve isyanlarla meşguldü iddiaları tamamen ayrımcılığı körüklemek ve halkların kardeşliğini sekteye uğratmak için oynadıkları bir oyundan başka bir şey değildir. İddia sahipleri Doğu isyanlarını Çanakkale’ye taşıyor, kronolojik ve coğrafi hataya düşmektedirler. Kürt Katılımının Belgeleri ve Fotoğrafları
En somut kanıt: Gönüllü Kürt Süvari Alayları 1915 Mart’ında Kürdistan’dan gönüllü Kürt süvarileri, İstanbul’a gelip Çanakkale’ye (Gelibolu) destek verdi. Dolmabahçe Saat Kulesi önünde Alman subaylar tarafından çekilen tarihi fotoğraf Alman Askeri Müzesi’nde kayıtlı. Fotoğrafta Kürt atlılar Osmanlı üniformasıyla görülüyor.
- SAKEV makalesi: “Osmanlı-Bulgar Savaşı’nda (1912) da aynı mirler süvarilerini göndermişti; 1915’te Çanakkale için tekrar çağrıya uydular.” Fotoğraf linkleri ve açıklamalar mevcut.
- Müfit Yüksel (mufity.blogspot.com yazarı ve X hesabı @mufidyuksel): Aynı fotoğrafı paylaşarak “Gelibolu Cephesinde Savaşmak Üzere Gelen Gönüllü Kürt Süvari Alayı” diyor. Ek fotoğraflarla “Ana cephe Şark’tı, ama bunlar da Gelibolu’ya destekti” vurgusu yapıyor.
Resmi arşivlerde ve şehitlik kayıtlarında yer alan bazı örnekler:
- Yusuf oğlu Abdulcelil – Diyarbakır (Çanakkale’de şehit)
- Hafız Abdullah oğlu Abdullah – Bitlis (Arıburnu Muharebesi’nde şehit)
- Abdulkadir oğlu Abdullah – Van (Seddülbahir Muharebesi’nde şehit)
- Hasan oğlu Abdullah – Hakkâri (Seddülbahir Muharebesi’nde şehit)
- Mehmet oğlu Hüseyin – Bingöl (Çanakkale’de şehit)
- Ali oğlu Osman – Diyarbakır (Anafartalar Muharebesi’nde şehit)
- Mahmut oğlu İsmail – Bitlis (Çanakkale’de şehit)
- Hüseyin oğlu Halil – Van (Çanakkale’de şehit)
Bu isimler, Osmanlı ordusunun çok uluslu yapısını ve Kürtlerin cephedeki varlığını açıkça göstermektedir.
Kitap ve Kişisel Örnekler
- Emine Uçak Erdoğan’ın kitabı “Çanakkale Savaşı’nda Kürt Civanlar” (Yarımada Yayınları, 2008): Kürtlerin dini sadakat nedeniyle (İngiliz misyonerlerine rağmen) savaşa katıldığını, Balkanlar’dan Yemen’e kadar her cephede yer aldığını belgeleyen tanıklıklar ve aile öyküleri. Yazar, “Kürt milliyetçisi ailelerin bile ataları Çanakkale’de savaştı” diyor. Örnek: DEHAP eski Başkanı Mehmet Abbasoğlu’nun babası ve DTP’li Fırat Anlı’nın dedeleri Çanakkale şehitleri arasında.
Şehitlik Kayıtları Çanakkale Şehitliği’nde ve Gelibolu mezar taşlarında Kürt kökenli isimler ve “Kürt anneleri çocuklarını arıyor” ifadeleri var. Resmi kitabe çalışması (Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı) 829 mezar taşı okudu; “Türkiye’nin bütün renkleri” (Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez) yan yana yatıyor. Ziyaretçiler Kürt mezarlarını özellikle arıyor.
Tarihçi Görüşleri
- Mustafa Akyol: “Binlerce Kürt asker Çanakkale’de ve Sarıkamış’ta şehit düştü.”
- İlber Ortaylı: “Kürtler vardı, ama Suriye’den getirmek gibi lojistik zorluklar yüzünden Doğu’dan az sevk edildi.”
- Serbestiyet analiz: “Kürtler gönüllü omuz omuza çarpıştı.”
Karşı İddialar ve Çürütülmeleri
Osman Pamukoğlu (emekli general): TSK arşivlerine dayanarak “Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda Kürtler yoktu, beraber değildik” diyor. Video ve paylaşımlarda sık alıntılanıyor. Ancak bu iddia kitaplar (Emine Uçak Erdoğan), fotoğraflar ve şehitlik kayıtlarıyla çürütüldü. Forum ve haberlerde “Pamukoğlu’na belgelerle cevap” başlıkları var.
“Şehit sayısı az” ve “77. Alay kaçtı” iddiası
- Doğu illerinden (Diyarbakır, Bitlis , Van, Ağrı, vb.) şehit sayısının az görünmesi lojistik ve Doğu cephesi önceliğinden kaynaklanmaktadır.
- ve 77. Alay: Aslında Suriyeli Arap ağırlıklıydı (Fahrettin Altay Paşa’nın anıları). Atatürk “Bana Arap alay verdiler, savaşmıyorlar” diye şikayet etmişti. Bazı milliyetçi siteler bunu “Kürt alayı” diye çarpıtıyor; gerçekte Yezidi/Nusayri unsurlar da vardı ama Kürt değil. Kaçanlar Arap kökenliydi.
Turksolu ve benzeri siteler: “Kürtler isyan hazırlığındaydı” diyor, şehit rakamlarını çarpıtıyor. Ama aynı siteler Doğu cephesindeki Kürt savaşını görmezden geliyor.
Sonuç: Zafer Ortak, Tarih Çarpıtılamaz
Çanakkale Zaferi Türk-Kürt-Arap-Laz hepimizin ortak zaferiydi. Kürtler hem Doğu’da Ruslara karşı, hem gönüllü süvari alaylarıyla Gelibolu’da, hem de çeşitli birliklerde yer aldı. Müfit Yüksel’in paylaştığı Alman fotoğrafı, SAKEV belgeleri, Emine Uçak Erdoğan’ın kitabı ve şehitlik taşları bunu kanıtlıyor. “Hiç katılmadılar, isyan ettiler” iddiası, Doğu isyanlarını Batı cephesine taşıyan, 77. Alay’ı etnik olarak yanlış etiketleyen bir propagandadan başka bir şey değildir.
Tarihçi İlber Ortaylı’nın dediği gibi: “Bu ülkenin kökeni ne olursa olsun gerçek Türk’ünü ve Kürd’ünü kimsenin ayıramayacağı” bir zafer. Şehitlerimizin ruhu şad olsun.
Kaynaklar için:
- Müfit Yüksel X paylaşımları ve blogspot (mufity.blogspot.com)
- SAKEV: https://sakev.org/canakkalede-gonullu-kurt-birlikleri-tr-503.html
- Emine Uçak Erdoğan kitabı
- Çanakkale Şehitliği resmi kayıtları ve tarihçi eserleri


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder