TARİHSEL, ASKERÎ VE SOSYO-POLİTİK BİR DEĞERLENDİRME
Birinci Dünya Savaşı’nın Filistin Cephesi, Osmanlı tarih yazımında çoğu zaman “Arap ihaneti” söylemiyle açıklanmıştır. Bu çalışma, söz konusu iddiayı askerî belgeler, nüfus ve ordu verileri, çağdaş tarih araştırmaları ve arşiv temelli literatür ışığında incelemektedir. Araştırma sonucunda, Filistin Cephesi’nin kaybının tekil veya etnik temelli bir ihanetle açıklanamayacağı; aksine lojistik yetersizlikler, stratejik hatalar, emperyal güç dengeleri ve imparatorluğun yapısal tükenmişliği ile ilişkili olduğu ortaya konulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Filistin Cephesi, Osmanlı Ordusu, Arap Ayaklanması, Birinci Dünya Savaşı, İhanet Söylemi
1. Giriş
Filistin Cephesi (1915–1918), Osmanlı Devleti’nin askerî bakımdan en ağır yenilgilerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu yenilgi, özellikle Cumhuriyet döneminde ve sonrasında, “Araplar Osmanlı’yı sırtından vurdu” söylemiyle açıklanmış; bu söylem zamanla toplumsal hafızada sorgulanamaz bir kabule dönüşmüştür. Ancak tarih bilimi, duygusal genellemelerle değil, bağlam ve belgeyle konuşur.
Bu makalenin amacı, Filistin Cephesi’nde yaşananları çok boyutlu biçimde ele alarak, ihanet iddialarının tarihsel geçerliliğini sorgulamak ve cephenin gerçek nedenlerle neden kaybedildiğini ortaya koymaktır.
2. Filistin Cephesi’nin Stratejik Önemi ve Açılışı
Osmanlı Devleti için Filistin Cephesi’nin temel stratejik hedefi, Süveyş Kanalı’nı tehdit ederek İngiltere’nin Hindistan bağlantısını kesmekti.¹ Ancak Osmanlı, bu cepheye:
-
Yetersiz ulaşım altyapısı
-
Sınırlı mühimmat ve iaşe
-
Salgın hastalıklar (özellikle tifüs ve dizanteri)
-
Eğitim seviyesi düşük yedek birlikler
ile girmiştir. Buna karşılık İngiltere, Mısır üzerinden güçlü bir lojistik hat kurmuş, sömürgelerinden sağladığı insan gücü ve deniz-hava üstünlüğü sayesinde cephede belirleyici bir avantaj elde etmiştir.²
3. Osmanlı Ordusunda Arap Unsurların Yeri
Yaygın kanaatin aksine Osmanlı ordusu etnik olarak homojen değildir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun yaklaşık %30–40’ı Arap kökenli askerlerden oluşmaktadır.³ Bu askerler:
-
Filistin, Suriye, Irak ve Lübnan bölgelerinden toplanmış
-
Osmanlı üniformasıyla İngilizlere karşı savaşmış
-
Cepheyi terk etmeyen, sadakatini sürdüren birliklerin büyük kısmını oluşturmuştur.
Dolayısıyla Filistin Cephesi’nin kaybını “Arap askerlerin ihanetine” bağlamak, istatistiksel ve tarihsel olarak savunulamaz bir genellemedir.
4. Arap Ayaklanması ve Gerçek Etkisi
1916’da Mekke Emiri Hüseyin bin Ali tarafından başlatılan Arap Ayaklanması, Osmanlı’ya karşı gerçek bir isyan hareketidir. Ancak bu ayaklanma:
-
Coğrafi olarak sınırlıdır (ağırlıklı olarak Hicaz bölgesi),
-
Tüm Arap nüfusu kapsamaz,
-
Askerî etkisi sınırlı, psikolojik ve lojistik etkisi görece yüksektir.
Ayaklanmanın başarısı, büyük ölçüde İngiltere’nin sağladığı mali destek, silah yardımı ve istihbarat faaliyetlerine dayanmaktadır.⁴ İngiliz subayı T. E. Lawrence’ın rolü de bu bağlamda abartılmamalı, fakat tamamen yok sayılmamalıdır.⁵
5. Filistin Cephesi: Askerî Bir Hezimet mi?
Askerî açıdan Filistin Cephesi, Osmanlı Devleti için açık bir yenilgidir. 1918 Megiddo Muharebesi sonrası:
-
Cephe hattı çökmüş,
-
Kudüs, Şam ve Halep kaybedilmiş,
-
On binlerce Osmanlı askeri esir düşmüştür.⁶
Ancak bu yenilgi:
-
Arap isyanından çok,
-
İkmal hatlarının çökmesi,
-
Alman–Osmanlı komuta uyuşmazlığı,
-
İngilizlerin mutlak hava ve deniz üstünlüğü
nedeniyle gerçekleşmiştir.
6. Mustafa Kemal Paşa’nın Filistin Cephesi’ndeki Rolü
Mustafa Kemal Paşa, 1917–1918 yıllarında 7. Ordu Komutanı olarak görev yapmıştır. Belgeler, onun Alman komutan Falkenhayn’ın saldırı merkezli stratejilerine karşı çıktığını, gereksiz taarruzların orduyu tüketeceğini öngördüğünü göstermektedir.⁷
Cephe çökerken Mustafa Kemal:
-
Birliklerini düzenli biçimde geri çekebilmiş,
-
En az kayıpla ordusunu muhafaza etmiş,
-
Bu tecrübeden Kurtuluş Savaşı’nda uygulayacağı savunma stratejileri için önemli dersler çıkarmıştır.
7. Tartışma: “Arap İhaneti” Söylemi Bir Mit midir?
Bu çalışma göstermektedir ki:
-
İsyan eden Arap liderler vardır,
-
Ancak Osmanlı için savaşan Arap askerler çok daha fazladır,
-
Filistin Cephesi’nin kaybı, etnik ihanetle değil, imparatorluğun yapısal çözülmesiyle açıklanmalıdır.
“Araplar bizi sırtımızdan vurdu” söylemi, tarihsel bir tespit olmaktan çok, yenilginin ardından üretilmiş politik ve duygusal bir anlatıdır.
8. Sonuç
Filistin Cephesi, Osmanlı Devleti’nin askerî ve siyasî tükenmişliğinin sembolüdür. Bu cephede yaşanan yenilgi, tek bir etnik gruba veya ihanete indirgenemez. Tarihsel gerçeklik, daha karmaşık; ama daha öğreticidir.
Tarih, suçlu aramak için değil, ders çıkarmak için vardır.
Dipnotlar
-
Edward J. Erickson, Ordered to Die, Greenwood Press, 2001.
-
Eugene Rogan, The Fall of the Ottomans, Basic Books, 2015.
-
Mesut Uyar – Edward J. Erickson, A Military History of the Ottomans, Praeger, 2009.
-
David Fromkin, A Peace to End All Peace, Holt, 1989.
-
T. E. Lawrence, Seven Pillars of Wisdom, 1926.
-
Philip J. Haythornthwaite, The World War One Source Book, Arms & Armour, 1992.
-
Andrew Mango, Atatürk, John Murray, 1999.
Kaynakça
-
Erickson, Edward J. Ordered to Die: A History of the Ottoman Army in the First World War. Greenwood Press, 2001.
-
Fromkin, David. A Peace to End All Peace. Holt, 1989.
-
Lawrence, T. E. Seven Pillars of Wisdom. Oxford University Press, 1926.
-
Mango, Andrew. Atatürk. John Murray, 1999.
-
Rogan, Eugene. The Fall of the Ottomans. Basic Books, 2015.
-
Uyar, Mesut & Erickson, Edward J. A Military History of the Ottomans. Praeger, 2009.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder