Fehminaz Çabuk’un Yüksek Lisans Tezi: II. Abdülhamit Dönemi Osmanlı-İran İlişkilerinde Kürt Aşiretlerinin Rolü (2013, Erciyes Üniversitesi) Üzerine Bir değerlendirme
Fehminaz Çabuk’un 2013 tarihli yüksek lisans tezi, II. Abdülhamit dönemi (1876-1909) Osmanlı-İran ilişkilerinde Kürt aşiretlerinin rolünü, başta Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) tasnifleri olmak üzere Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak inceler. Çalışma, Safevi döneminden itibaren tarihsel bağlamı kurarak odağını 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başındaki sınır sorunlarına kaydırır.
Temel Argüman
Tezin ana iddiası şudur: Yüzyıllardır aynı coğrafyada yaşayan göçebe ve yarı göçebe Kürt aşiretleri —Haydaranlı, Hemvend, Caf, Celali, Şikak, Sencabi, Bilbas, Piran, Pişder, Mamış, Milan, Miran gibi— Osmanlı-İran sınırının belirsizliği, konar-göçer yaşam tarzı ve aşiretler arası husumetler nedeniyle iki devlet arasında sürekli gerilim kaynağı olmuştur. Bu aşiretler sınır ihlalleri, gasp ve yağma, katl, firar ve sığınma, iltica talepleri, yaylak-kışlak anlaşmazlıkları ve eşkıyalık faaliyetleriyle ikili ilişkileri zedelemiştir. İngiltere ve Rusya gibi büyük güçler de bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda istismar etmiştir. II. Abdülhamit’in Doğu politikası kapsamında aşiretleri devlete kazandırma çabalarına rağmen, söz konusu sorunlar 1913 İstanbul Protokolü’ne kadar çözülememiş; protokol ise I. Dünya Savaşı nedeniyle uygulanamamıştır.
Tezin Yapısı
- Birinci Bölüm: 1502-1876 arası Osmanlı-İran ilişkileri ele alınır. Safevi’den Kaçar dönemine, Çaldıran Savaşı’ndan Kasr-ı Şirin ve Erzurum Antlaşmaları’na uzanan süreç incelenir.
- İkinci Bölüm: Sınır bölgesindeki Kürt aşiretlerinin sosyo-ekonomik yapısı analiz edilir. Aşiret sistemi, aile yapısı, gelenekler, din-dil özellikleri ile göçebe/yerleşik ekonomi biçimleri üzerinde durulur.
- Üçüncü Bölüm: Aşiretlerin Osmanlı-İran ilişkilerine somut etkileri işlenir. Sınır ihlalleri, ilticalar, aşiretler arası husumetler, gasp ve katl olayları ile Şeyh Ubeydullah İsyanı detaylandırılır.
Akademik Değerlendirme ve Makale Önerisi
Tezin Güçlü Yönleri
Çalışma, Osmanlı-İran hudut tarihçiliğine önemli katkı sunmaktadır. Osmanlı arşiv belgelerinin sistematik kullanımı, aşiretleri pasif unsurlar değil “aktör” olarak ele alması ve mikro-tarihsel olayları —örneğin Haydaranlı ve Hemvend aşiretlerinin spesifik gasp/katl vakalarını— makro diplomasiyle ilişkilendirmesi öne çıkan yönleridir. Tez, göçebe aşiretlerin modern “sınır” kavramına riayet etmemesini, tâbiiyet sorunlarını ve yaylak-kışlak gibi ekonomik zorunlulukların yarattığı yapısal gerilimi başarıyla ortaya koyar. Ayrıca II. Abdülhamit’in aşiret politikası ile Kaçar İranı’nın zafiyeti arasındaki asimetriyi de vurgular.
Sınırlılıkları ve Eleştiriler
- Kaynak Dengesi: Tez büyük ölçüde Osmanlı perspektifinden yazılmıştır. İran arşivleri ve Farsça kaynakların kullanımı sınırlı kaldığından, “öteki taraf”ın algısı eksik kalmaktadır.
- Derinlik: Aşiretlerin iç dinamikleri —liderlik mücadeleleri, ekonomik çıkar çatışmaları— yer yer devlet-merkezli anlatının gölgesinde kalmıştır. Ziya Gökalp gibi dönemin kaynakları kullanılsa da, antropolojik ve sosyolojik karşılaştırmalı analizlerle daha da zenginleşebilirdi.
- Büyük Güçler: İngiltere ve Rusya’nın rolüne değinilmekle birlikte, “Kürt aşiretleri meselesi” özelinde bu müdahalenin mekanizmaları yeterince derinleştirilmemiştir.
- Kavramsal Diyalog: Şeyh Ubeydullah İsyanı gibi olaylar detaylı işlense de, milliyetçilik öncesi dönemde aşiret kimliği ve proto-milliyetçilik tartışmaları, Hakan Özoğlu ve Janet Klein gibi güncel literatürle daha fazla diyalog kurabilirdi.
Makale Önerisi
Başlık: “Sınırın Göçebeleri: II. Abdülhamit Dönemi Osmanlı-İran İlişkilerinde Kürt Aşiretleri ve Yapısal Gerilim”
Özet: Bu makale, Fehminaz Çabuk’un tezinden hareketle, Osmanlı-İran hududunda yaşayan Kürt aşiretlerinin 19. yüzyıl sonu diplomasisindeki rolünü yeniden değerlendirir. Göçebe yaşam tarzının ürettiği “sınır ihlali” olgusunu, arşiv belgeleri üzerinden Caf, Haydaranlı ve Hemvend gibi somut vakalarla analiz eder. Aşiretlerin iki imparatorluk arasında hem “tampon” hem de “bozucu” aktör olarak oynadığı çift yönlü işlevi tartışır.
Ana Bölümler:
- Giriş: Osmanlı-İran ilişkilerinde “Kürt faktörü”nün tarihsel sürekliliği.
- Hudut Coğrafyası ve Aşiret Sosyo-Ekonomisi: Coğrafyanın ve yaşam biçiminin diplomasiye etkisi.
- Çatışma Mekanizmaları: Sınır ihlali, iltica, husumet ve eşkıyalık vakaları.
- Devlet Politikaları ve Büyük Güçlerin Müdahalesi: Hamidiye Alayları, Kaçar zayıflığı ve emperyal rekabet.
- Sonuç: Modern öncesi göçebe topluluklarla modern sınır rejimlerinin uyumsuzluğu ve bu mirasın 20. yüzyıl Kürt meselesine etkileri.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
⚠️ UYARI:
Küfür, hakaret, Herhangi bir örgüt propagandası, tehdit, ve kişisel veri paylaşımı yasaktır.
Bilgilendirici, saygılı ve yapıcı yorum yazmaya özen gösterin.