Badıllı Aşireti: Şanlıurfa'dan Kökenlere Uzanan Bir Yolculuk
Badıllı aşireti, ağırlıklı olarak Şanlıurfa sınırları içinde yaşayan ve günümüzde bu isimle tanınan köklü bir topluluktur. Geçmişte bazı tarih kitaplarında Badeli, Badıli, Bedeli gibi farklı isimlerle de anılmıştır. Aşiretin isminin kökeni ve neden bu ismi aldığı tam olarak bilinmemekle birlikte, İsfahan yakınlarındaki bir kasaba adına izafeten verilmiş olabileceği düşünülmektedir. Orta Anadolu'da yaşayan Beydilli Türkmenleri ve diğer bazı aşiretlerle isim benzerliği gösterse de, yöresel Kurmanci lehçesinde "Be-dıl" (gönülsüz, isteksiz) kelimesinin kullanımı, Bad veya Badıl'ın Farsça bir şehir adı olması gibi durumlar, isim kökeni üzerindeki tartışmaları sürdürmektedir.
Beydilli Türkmenleri ile Badıllılar arasında isim benzerliği dışında bir akrabalık ya da ortak geçmiş tespit edilememiştir. Hatta tarihi kayıtlarda ve sözlü edebiyatta bu iki grubun farklı zamanlarda karşı karşıya geldiği bile görülmektedir.
Mıllan Federasyonu İçindeki Konumu
Şanlıurfa Badıllıları, Gazi Bey döneminden itibaren Mıllan aşiret federasyonunun (Mıllan abrı) önemli bir parçası olmuştur. Mıllan federasyonu içinde "asli aşiretler" ve "tabi aşiretler" olarak iki ana kategori bulunurken, Badıllılar "tabi aşiretler" kısmında yer almıştır. Ancak Badıllılar, Mıllan federasyonuna büyük bir sadakatle bağlı kalmış, yöre aşiretleriyle yapılan savaş ve çatışmalarda önemli fedakârlıklar göstermişlerdir. Federasyonun "asli aşiretleri" gibi hareket etme biçimleri, onların bu yapı içindeki etkin rolünü ortaya koymaktadır.
Badıllılar, yörede akıllı ve saygılı tavırlarıyla tanınan bir aşiret olmuş, kavga ve olumsuz davranışlardan uzak durmuşlardır. Bu durum, aşiret tarihiyle ilgili bilgi bulmayı zaman zaman zorlaştırmıştır, zira çoğu tarihi kayıt çatışmalar ve önemli olaylar üzerine yoğunlaşır.
Yerleşim Alanları ve Göçler
Badıllıların tarih boyunca yerleşim bölgeleri genellikle Güneydoğu Anadolu'da Urfa ve çevresi, Karacadağ ile Diyarbakır arası olmuştur. 17. yüzyılın başlarında Diyarbakır'da yaşadıkları bilinmektedir. Diğer birçok aşiret gibi Badıllılar da 1700'lü yılların sonlarına kadar konargöçer bir yaşam tarzı sürmüşlerdir. Bahar ve yaz aylarında Siverek Karacadağ ve çevresini yaylak olarak kullanırken, kış aylarını Harran ve Ceylanpınar ovalarında geçirmişlerdir.
Badıllıların hangi tarihte yerleşik hayata geçtikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1680 ve sonrası tarihlerde Urfa'nın kuzeyine yerleşmeye başladıklarına dair araştırmalar mevcuttur. Günümüzde yaşadıkları bazı köylerin Cumhuriyet dönemi isimleri arasında Yedikuyu, Hamurkesen, Kanatlı, Pınarbaşı, Külaflı, Ağızhan, Akören, Kumrulu, Özveren, Büyük ve Küçük Salkım, Karapınar, Uğurlu, Başören ve Uzuncuk bulunmaktadır.
Badıllıların bir kısmı günümüzde Gümüşhane'nin Çimendağı bölgesinde, bir kısmı da Refahiye ve çevresinde yaşamaktadır. Ayrıca Ankara ve Suriye'de de Badıllı mensuplarına rastlamak mümkündür.
Tarihin çeşitli dönemlerinde Doğu ve Güneydoğu'dan birçok aşiret, Celali isyanları (1519-1658) gibi olaylar nedeniyle veya hayvancılık için daha uygun yayla ve meralara ulaşmak amacıyla Orta Anadolu'ya ve Osmanlı'nın diğer bölgelerine göç ettirilmiş veya sürgün edilmiştir. Bu göçler arasında Reşvan, Canbegi, Şeyhbızıni, Mılan, Şadiyan, Rutan, Zırıkan, Sêwêdî, Terîkan, Mikaîlan, Mirdesîyan, Molikan, Nasiri, Koçgiri, Mahasi, Belikan, Celikan, Oxciyan, Cutıkan, Xelıkan, Sêfıkan, Pisiyan ve Beski gibi aşiretler yer almaktadır. Badıllı aşireti de bu göç listelerinde 1800'lü yıllara kadar konargöçer olarak yaşamış, ancak 1700'lerin sonuna doğru yerleşik hayata geçmeye başlamıştır.
Badıllı İsminin Kökeni ve Mervani Bağlantısı
Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan Badıllılar ile Türkmen Beydillileri arasında isim benzerliği dışında bir akrabalık bağı kuracak bilgi veya belge bulunmamaktadır. Dilbilimsel olarak incelendiğinde, "Beydili" iki öz Türkçe kelimeden ("bey" ve "dil") oluşurken, "Badıl" kelimesinin yöresel Kurmanci dilindeki "-i" aidiyet eki almasıyla oluştuğu düşünülmektedir. Bu durumda aşiretin esas isminin Bad veya Badı olduğu, "-i" ekinin ise aitlik belirtmek için eklendiği varsayılır.
Bölge halkı ve sözlü edebiyatında "Badıli" ismi, "Beydili" kelimesinden çok daha eski ve yaygın olarak kullanılmıştır. Örneğin, 4. Murat döneminde Urfa'ya yerleştirilen Barak Beydili Türkmenleri ile Mıllanlar arasındaki savaşı anlatan "Kilama Devreş'i Abdi" gibi destanlarda, Beydilli Türkmenleri "Türk'an" (Türkmenler) olarak anılırken, Badıllılar Mıllan tarafında yer almış ve onlarla savaşmıştır. Bu durum, iki aşiretin tarihsel olarak farklı kökenlere sahip olduğunu ve akraba olmadıklarını gösteren önemli bir kanıttır.
"Bad", "Badi", "Badıl" gibi kelimeler Arap dünyasında da kullanılmakta olup, İsfahan yakınlarında "Badilan-Badiran" adında bir kasaba, Bağdat yakınlarında "Badoyi" adında bir kasaba ve Basra yakınlarında yaşayan "Bahdilan" aşireti gibi örnekler mevcuttur. Bahdilan aşiretinin soyunun Sahabe Enes Bin Malik'ten hadis rivayet eden Carud Bin Ebi Sibre El Bahdili'ye dayandığı belirtilir.
"Bad" ismi, yörede kadın ve erkekler için tarihten bu yana kullanılan özel bir isim ve lakaptır. Örneğin, Diyarbakır'da kurulan Mervani Devleti'nin kurucusu Hüseyin'in lakabı "Bad"dır. "Bad", yöre dilinde yırtıcı bir avcı kuşu olan doğana verilen isimdir. Doğan kuşunun yumurtalarından çıkan yavrulara "bad", "badaroğ" ve "çelleğan" denir, ve kahramanlık genellikle birinci yumurtadan çıkan "bad"a atfedilir. Bu lakap birçok kahraman insana verilmiş, hatta Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani (k.s.) de "Baz Abdülkadir Geylani" olarak lakaplandırılmıştır.
Badıllı aşiretinde "Said" isminin yaygınlığı ve reislerin genellikle bu ismi taşıması dikkat çekicidir. Aynı zamanda kısa zamanda varlığına son verilen Mervani Devleti'nde de Said isminin yaygın olması ve Mervani reislerinden ikisinin adının Said olması, Badıllıların Mervanilerin bir devamı olma veya Mervani Devleti içinde yaşamış bir kabile olma ihtimalini güçlendirmektedir.
Badıllıların içinde "Beğ" adlı bir kabile kendilerinin Abbâsî olduğunu iddia eder ve Mal'a Beytel Emir isimli bir aile bu konuda bir şecereye de sahiptir. Bazı kaynaklarda, Abbâsî halifesi Harun Reşit döneminde (786-809) Badıllıların, Reşilerin, Şadililerin ve toplam 125 aşiretin İran'ın Mazenderan ve Kandahar bölgesinden alınarak Samsun, Canik, Kayseri, Adana, Sis hattında Bizans'a karşı yerleştirildiği kaydedilmiştir. Bu bilgiler, Badıllıların Abbâsîlerle eskiden beri bir bağlantısının mevcudiyetini kuvvetlendirmektedir. Günümüzde Badıllıların bir kısmı hala Kuzey Horasan'da yaşamaktadır ve Kürtçe konuşmaktadırlar; bölge halkı onlara "Badelan" ismini vermektedir.
Badıllıların tabi kabilelerine bakıldığında, Elxoiler'in Badıllı İmam döneminde Urfa'ya geldiği, Mıhoxalta ve Maksoi kabilelerinin Karacadağ'dan gelerek Badıllılara katıldığı görülür. Maksoi'lere günümüzde Sason bölgesinde bağımsız bir aşiret olarak rastlanırken, Abbâsî olduğunu iddia eden Beğ kabilesine ise Hakkâri, Şemdinli ve Mardin Kızıltepe civarında müstakil bir aşiret olarak rastlanmaktadır. Bu durum, Badıllıların tıpkı diğer aşiretler gibi çeşitli yerlerden bir araya gelmiş bir kabile federasyonu olduğunu göstermektedir. Oysa Beydili Türkmen aşiretleri genellikle akrabalık kuralları üzerine birleşmişlerdir.
21 Ocak 1691 tarihli bir ferman, Beydilli Türkmenlerinin Urfa civarına yerleştirilmesinden bahsetse de, fermanda geçen Çimkanlı, Mamavi Arşuvanlı, Hacıkırlı ve Utmanlı gibi Badıllıya bağlı kabilelere günümüz Urfa'sında rastlamak mümkün değildir. Bu durum, mevcut Badıllıların kabileleriyle isim benzerliği bile bulunmadığını göstermektedir. Ancak, bölgedeki birçok aşiret federasyonunda Türkmen asıllı ailelere rastlanması gibi, Badıllıların içinde de Türkmen asıllı bir ailenin varlığı ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Kaynakça
- Ana Metin: Kullanıcının sağladığı "BADILLILAR" başlıklı metin.
- Dr. Fritz: "Kürtler" isimli eseri, sayfa 30. (Celali isyanları ve göçler bağlamında referans gösterilmiştir.)
- Kaşgarlı Mahmut: "Divan'ı Lügati Türk", Darul Hilafeti Aliye, Matbaatul Amire, Halep, 1915, 1. Baskı. (Türkçedeki kelime kökenleri ve anlamları bağlamında referans gösterilmiştir.)
- Dr. Friç: Lala Şahin Paşa ismini zikrettiği eser, sayfa 330.
- Şerefname: Lala Mustafa Paşa'nın 1578 tarihindeki olaylarını kayda aldığı eser, sayfa 381. (Kura nehri ve Kana çayı ile ilgili bilgiler için referans gösterilmiştir.)
- El Semani: "Kitabul Ansab" isimli eseri, cilt 2, sayfa 21 ve sayfa 345. (Badilan-Badiran, Badoyi ve Bahdilan aşiretleri ile ilgili bilgiler için referans gösterilmiştir.)
- Yakut El Hamevi: "Mü'cemul Buldan" isimli eseri, cilt 1, sayfa 318. (Badoli Yemame bölgesi hakkında bilgi için referans gösterilmiştir.)
- Ahmet Vasfi Zekeriya: "Aşairi Şam" isimli eseri, sayfa 663. (Badililerin Mılan aşiretinin bir kabilesi olduğuna dair bilgi için referans gösterilmiştir.)
- İbnul Erzak: "Tarihi Farikin" isimli eseri, sayfa 49, Kahire, 1959. (Mervani Devleti kurucusu Bad Bin Dostık hakkında bilgi için referans gösterilmiştir.)
- İbni Esir: "El-Kamil Fi Tarih" isimli eseri, sayfa 25. (Bad kelimesinin "Baz" olarak zikredilmesi hakkında bilgi için referans gösterilmiştir.)
- İbnul Ezraki: "Tarihi Farikin" isimli eseri, sayfa 263. (Badiye isminin kadınlar için kullanıldığına dair bilgi için referans gösterilmiştir.)
- Ziya Gökalp: "Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler", Sosyal Yayınlar, Hazırlayan Şevket Beysanoğlu, sayfa 130. (Badıllı İmam dönemindeki göçler ve kabile katılımı hakkında bilgi için referans gösterilmiştir.)
badıllı aşireti 24 oğuz boyunun Beydili buyuna bağlı aşiretir ben badıllı aşiretindenim türkmen aşiretinden olduğumuzu biliyoruz
YanıtlaSilYalan konusuyorsun...biz badıllı'lar kürdoĝlu kürd'üz
SilBadıllı aşiretinin bir kısmı Türkmen olduğunu biliyor
YanıtlaSilYalan
SilYazan arkadaş çoğu olmayan şeyler yazmış
YanıtlaSilBADILLILAR TÜRKMEN OĞLU TÜRKMENDİR.
YanıtlaSilBadıllılar kürttür kürt kalacak olmayan beyninize sokun.
YanıtlaSilBadılan ile Beydilli aynı değildir.Kendal p.çinin enikleri.Badılan aşireti öz be öz kürddür.Son başbakan da bu aşirettendir.
YanıtlaSilBadıllı Memani Mahmuran Bruki Banoki Pazuki Barzan Haydaran Hasenan Ezdinan Ertoşi Gevdan jirki Xana Mezin soyudur .Bahdinan federasyonu Mamedi Ağa en yukarıdaki lideridir.
YanıtlaSilBütün badıllıların büyükleri atalarının horosandan geldiğini belirtir. Gecmiş dönemdeki horosan günümüz iran horasanin dan ibaret değildir. Tarihte bahsi geçen horosan bölgesi, iranın doğusunu,türkmenistanın güneyini,özbekistanın güneyini, tacikistanın batısıni, afkanistanın kuzeyini kapsayan büyük bir bölgedir. Geçmiş zamanda burada horosan türkleri adında bir devlet dahi kurulmuştur. Şunuda belirtmekte fayda var. Osmanlı tahrir defterlerinde yüzlerce aşiretin batumdan basra körfezine kadar olan geniş bir bölgeye iskanı söz konusudur. Gerekçe olarak iran şiiliğine tampon bölge oluşturmak. Bahsi geçen bir çok aşiret ilk kayıtlarda türkmen taifesindendir diye bahsedilmektedir. Sonraki dönemlerde türkmen ekradı olarak bahsedilmektedir. Son olarak arşiv araştirmadan kitap ve makale yazan kimseler, o bölgede kürtçe konuşan bütün türkmen aşiret ve oymaklarıni kürt aşireti olarak tanitmaktadir. Aynı cahillik son dönemlerde karacadağ türkmenleri üzerinden yapiılmıştıŕ. Bu ve bunun gibi bir çok mesele vardır. Tavsiye edebileceğim kaynakalar, yusuf halaçoğlu nun anadoluda aşiretler oynaklar ve cemaatlar serili eseridir. Bu eser arşivler ve tahrir defterleri incelenerek geniş bir zaman da hazırlanmıştır. Gümüşhane kelkitten bütün badılli (beğdilli) ye selam olsun.
YanıtlaSilSağlıcakla esen kalın...
Halacoglu kadar alcak yalan konusan bir adam göremezsin
SilBADILLI KELİMESİ FARSÇADİR İRAN ŞAH İSMAİL TARAFİNDA ŞİALAŞTİRİLİRKEN İRAN HORASANDAKİ SÜNNİ MÜSLÜMAN OLAN BADİLLİ KÜRTLERİ YAVUZ SULTAN SELİM TARAFİNDAN ANADOLUYA GETİRİLMİŞTİR. BADILLI AŞİRETİ KÜRT AŞİRETİDİR TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN 88 MADDESİNDE TÜRK TANİMİ YAPİLMİŞ TÜRKİYE CUMHURİYETİ VADANDAŞİ OLAN İRKİ DİNİ MESHEBİ GÖZETMEKSİZİN HERKEZE TÜRK DENİR TÜRK IRKINDAN ASLA BAHSEDİLMEZ VE BU YASAYA GÖRE KİMSE KENDİNİN TÜRK OLDUĞUNU ASLA İSPATLİYAMAZ İRAN KAYNAKLARİNDA GAYRİ MÜSLÜMLERİN İSLAMA GEÇTİKLERİNDE BU YENİ MÜSLÜMANLARA TÜRKMEN DEMİŞLERDİR SONRADAN MÜSLÜMAN OLANLAR ANLAMİNA GELMİŞTİR BATİ KAYNAKLARİNDANDA TÜM MÜSLÜMLARA TÜRK DEMİŞLERDİR BAŞKAKADA HİÇBİR YERDE BU ANLAM DIŞINDA BULGU BELGE KESİNLİKLEN YOKTUR OSMANLİ ARŞİFLERİNDE BİR CÜMLE TÜRK İBARESİ YOOOKTUR TÜRK TEORİSİNİ YAZAN ZİYA GÖKALPTİR ZİYA GÖKALP DİYARBAKİRLİ BİR KÜRTTÜR
YanıtlaSilBiz Urfa Badıllılarının ana dili kürtçedir. Kürdüz yani. ana dili kürtçe olmayan Badıllı hiç görmedim. Badılılar ve beğdilililer farklı aşiretlerdir. Badılllılar Kürt, beğdililer türktür. Sapla samanı karıştırmayın.
YanıtlaSilGümüşhane Badıllılarının ana dili Türkçedir.
SilHelal olsun pısmam
SilBegdilli boyu oğuz boyu ve alevidir, sıraç alevileri begdilli boyundan dir, Oğuzların Çepni boyu da Alevi ama Karadeniz Çepnileri nin yarısı sonradan Sünni oldu.asiret ise Kürtlerde olur, Kürtlerinin boyu yoktur.badilli aşireti ise Kürt tür begdilli boyu il ilgisi yoktur.
YanıtlaSilben babam babaannem hepimiz kürt gibi yaşadık ve kürt olduğumuza eminiz şimdi yazanları nasıl yanlış anlaybiliyorsunuz beğdili ve badıllı kelimeleri arasında kullanım farkı var. kimse Türkmen diyip daha fazla müdahil olmasın kökenimize. her şey bitti bir de bu başladı inanamıyorum sizlere
YanıtlaSilErzurum şenkaya ilçesinin kürtleri olarak badıllı'yız ana dilimiz kürtçedir ve biz kürt'üz
YanıtlaSilYıl 2024 Gen testi yapalım kim ne çıkacak biz medlerin budi kabilesiyiz mervani hükümdarı bad bin dostik dedelerimizden badikan aşiretide tam kendimiz celali isyanlarına yardım ettik diye sürgünler yaşadık
YanıtlaSilBadıllı aşireti kürt mü türk mü bilmem ama aşiretin bir kısmı zamanında mekke ve civarına göç etmiş. Ne zaman göç ettiği bilinmiyor fakat 1750 li yıllarda dönemin padişahından göç etmek ve sığınmak için talepte bulunmuşlar padişahta onlara gümüşhane ve erzincan arasında ki çimen dağını ve yaylasını vakfetmiş. Bunlar benim sözlerim değil bizzat fermanda yazan ifadeler. Aşiretin bir kısmı orada kalırken bir kısmıda kars göç etmiş. Bugün o aşiretten de ülkenin son başbakanı çıkmıştır. Fakat asıl soru bu aşiret mekkeye neden ve ne zaman göç ettiğidir. Bunun hakkında bir bilgisi olan varsa belirtirse çok sevinirim.
YanıtlaSilMekkeye göç diye bi konu belgesiz bi duyumdan ibarettir. Türkmenin Mekke'de ne işi var iran dururken
YanıtlaSilHocam ben gumushaneliyim kelkit noteri onayli belge var elimde badilli asiretinin arabistandan gumushane cimen yaylasina gecisini soyluyor ama bu asiretin bir kismini kapliyor olabilir benim badilli kolimun Arabistandan gumushaneye gocu baruz acik
SilUzun süre badıllı aşiretinin neden mekkeye göç ettiğini ve mekkeden neden geri geldiklerini araştırarak zamanımı geçirdim. Haliyle hiçbir kaynak bulamadım. Fakat bazı ipuçları yakaladım ve bunlara dayanarak bazı tarihi ispatı olmayan tahminler yaptım. Eğer Badıllı aşiretini mervani devletinin kurucuları olarak kabul edersek; zamanında Selahaddin Eyyubinin dedesinin bu devlette vezirlik yaptığını biliyoruz. Haliyle bu aşiret veya yönetici elitin eyyubilerle bir ilişkisi olduğunu kabul edebiliriz. Zamanla Mervani devleti yıkılsa bile aşiretin o bölgede yaşamaya devam ettiği de açık. Ta ki Eyyubilerin Kudüsü almak için cihad çağrısı yapana kadar. Eyyubilerin kürd olmasından ötürü onlarca kürd aşrietinin çağrıya kulak verip bölgeye gittiğide biliniyor. Hatta belli bir süre kudüsü hakkarili mirlerin yönettiği bile yazılır araştırabilirsiniz. Kanaatim o ki aşiretin hem eyyubilerle olan bağıyla hemde cihad çağrısıyla beraber bölgeye gitmiş olma ihtimalleri mevcut. Daha sonraları Selahaddinin kardeşi de belli bir orduyla mekke ve medine dolaylarına giderek oraları ele geçiriyor ve yaşamının sonuna kadar oralarda yaşıyor. Haliyle oraya tek gitmediği için belli bir ordu ve onların aileleriyle gittiğinide söyleyebiliriz. İşte Badıllı aşiretinin de bu sebeplerle Mekke ye yerleştriğini kabul edebilriz. Bu sebep dışında ikna edici başka bir sebep bulamadım.
SilPeki neden geri geliyorlar bununda sebepleri biraz tahmine dayalı. 1700 lerde arabistanda veba salgını var aynı zamanda vehhabilik adı altında yeni bir mezhebin doğuşu var. Bizim sünni kürtlerde bu durumdan çok rahatsız. Üstüne Mısır paşası Kavalalı da bölgede vehhabilerle uzun süren bir savaşa girince ağır savaş ve yaşam şartları oluşuyor. Bu sebeplerden ötürü bölgede ki çoğu türk ve kürt aşrietleri göç ediyor. Elimizde ki fermanlarda 1750 civarlarına tarihleniyor. Yani burada ki tarihi olaylarla örtüşüyor. Fakat yine belirttiğim gibi kesin sebp değil bunlar.
Bunun dışında başka bilgisi veya tahmini olan varsa paylaşırsa çok sevinirim.
Ağrılı Badıllı aşiretindeniz ve Türkmen’iz.
YanıtlaSilSonu “lı” ve “lu” ile biten tüm aşiretler Türktür. 600-700 yıllık Osmanlı Tahrir Defterlerinde Badıllılar Ekrad-ı Türkmen yani göçebe Türkmen aşiret adıyla kayıtlıdır. Ancak Yavuz Sultan Selim ile İrandan gelen Kürtlerin ittifakı sonucu 1514 Çaldıran Savaşından sonra Kızılbaş olmalarından dolayı nasibini alıp katliam ve zulüm ile Kürtleşmiştirler büyük oranda.
Anadoluda böyle Kürtleşen/Zazalaşan 310 adet Türkmen ve Yörük aşireti var. Sayıları 12 milyon Kürt ve 2.5 milyon Zaza nüfusun arasında 7-8 milyona ulaşmaktadır.
Kürt ve Zaza zannedilen birçok insan Türktür. Dahası 1 milyon kadar Kürtleşen/Zazalaşan Ermeni ile yarım milyon kadar da Kürtleşen/Zazalaşan Süryani ve Arap aşireti mevcuttur.
Orijinal Kürt ve Zaza halkı oldukça azdır.
Bizim gibi Kürtleşen ve Zazalaşan Türkmen ile Yörük aşiretlerini “Öze Dönüş” projesiyle asıllarına kavuşturmak için devletimizden destek bekliyoruz.
kanka ekrad kürd demek zaten. Arapçada kürdün çoğulu olarak geçer. Osmanlı kaynakları müslüman ahalinin tamamını türk olarak kayda geçer. O zaman için türklük ırktan ziyade müslüman kimliğini öne çıkarmak için kayda alınır. Yani ekradı türkmen müslüman kürd aşrieti olarak geçer. ki osmanlı kroniklerinde badıllı aşireti her zaman ekradı türkmen olarak geçmiştir. Fakat bir noktada bende senin gibi düşünorum. Badıllı aşireti akraba temelli bir aşiret değil daha çok bölgede ki güçlü ailelerin bir araya gelerek kurdukları bir yapı gibi duruyor. Özelliklede şii ve safevi tehlikesine karşı. Çünkü ilk badıllı ismi osmanlı kaynakları dışında başka bir yerde geçmiyor o kayıtlardan öncesi yok. Kuvvetle muhtemelen badıllı ismi kürd mervani hükümdarı bad bın dostıkın bizansa karşı dağa çıkarak sürdürdüğü savaş ve ona katılan insanları tanımlamak için verildi. Zamanla devlet kuran bu ekip çoğaldılar ve öyle anıldılar. Sonraları da bu aşirete haliyle onlarca insanın katılması çok normal. Yani kabaca kürd türk karışımı bir aşiret denebilir. Net bir kimliği yok kanımca. Zaten bölgede türk kürd arap hep iç içe yaşadığı için net bir ayrımda beklenemez.
YanıtlaSil