Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

UYGUR KAĞANLIĞI

Uygur Kağanlığı (745-840)

Giriş

Uygur Kağanlığı, Türk tarihinin en önemli devletlerinden biri olup, Göktürk Kağanlığı'nın yıkılmasından sonra Orta Asya'da kurulan en gelişmiş Türk devletlerinden biridir. 745 yılında Kutluk Bilge Kül Kağan tarafından kurulmuş ve 840 yılında Kırgızların saldırıları sonucu yıkılmıştır. Uygurlar, göçebe hayattan yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğu olarak bilinir. Tarım, ticaret, şehirleşme, sanat ve edebiyatta büyük ilerlemeler kaydetmişlerdir.

Başkentleri Karabalgasun (Ordu-Balık) olan Uygur Kağanlığı, Kuzey Moğolistan merkezli olarak kurulmuş; zamanla Yenisey kaynaklarından Çu-Talas havzasına, İç Asya ve Kerulen bölgesine kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

Kuruluş ve Önemli Hükümdarlar

Uygurlar, Hun İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Göktürkler'in egemenliği altına girmiş, ancak 740'lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanmışlardır. 745 yılında Kutluk Bilge Kül Kağan, Karluk, Basmıl ve Uygur boylarının birleşmesiyle devleti kurmuştur.

En önemli hükümdarlar:

  • Kutluk Bilge Kül Kağan (745-747): Devletin kurucusu. Karluk, Basmıl ve Uygur boylarını birleştirerek Moğolistan'ı hakimiyeti altına almış; Çinlilerden yardım alarak Tang Hanedanı'na karşı üstünlük sağlamıştır.
  • Bayan Çur Kağan (747-759): Uygurların en büyük kağanı olarak kabul edilir. Unvanı “Tengride Bolmış İl Etmiş Bilge Kağan” (Gökte doğmuş, devlet kurmuş, bilge kağan) olup, devletin en geniş sınırlara ulaştığı dönemdir.
    • Batıda Kara Türgeş Devleti'ni hakimiyeti altına almış,
    • Kırgız, Çik, Sekiz Oğuz ve Dokuz Tatar gibi Türk boylarını itaat altına almıştır.
    • Güneyde Beş-Balık, Kuça ve Karaşar gibi zengin tarım ve ticaret şehirlerini ele geçirmiş; Turfan bölgesiyle ilişkiler başlamıştır.
    • Başkent Ordu-Balık’ı (Karabalgasun) kurdurmuş; şehirleşme eğilimlerini başlatmıştır.
  • Bögü Kağan (759-779): Babasının ölümünden sonra tahta geçmiş; en önemli icraatı Maniheizm dinini resmi din olarak kabul etmesidir. Bu din, tüccar ve şehirli bir inanç olduğundan Uygurların yerleşik hayata geçişini hızlandırmış; ilim, sanat ve edebiyatta büyük ilerlemelere yol açmıştır.

Yıkılış Nedenleri

Uygur Kağanlığı, IX. yüzyılın ortalarında çeşitli nedenlerle zayıflamış ve 840 yılında Kırgızların saldırılarıyla yıkılmıştır:

  • 839’da yaşanan kıtlık, açlık, şiddetli soğuklar ve salgın hastalıklar devleti zayıflatmıştır.
  • Devletin iç karışıklıkları ve Maniheizm’in savaşçı ruhu gevşetmesi etkili olmuştur.
  • Kırgızların akınlarını artırması yıkılışı hızlandırmıştır.

Yıkılıştan sonra Uygurlar batıya göç etmiş; Turfan, Beş-Balık, Koço (Hoço) ve İdikut gibi bölgelerde küçük beylikler kurmuşlardır. XII. yüzyıl başlarında Moğol egemenliğine girmiş; 1212’de son Uygur devleti de ortadan kalkmıştır. Günümüzde Uygurlar, Çin’in kuzeybatısında (Doğu Türkistan / Sincan) Çin egemenliği altında yaşamaktadır.

Kültür, Medeniyet ve Yenilikler

Uygurlar, Orta Çağ’ın en gelişmiş Türk uygarlığını kurmuşlardır. Göçebe hayattan yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğu olarak tarım ve ticaretle uğraşmışlardır.

Başlıca yenilikler ve katkılar:

  • Türk tarihinde ilk defa şehir ve kasabalar kurmuş; ilk Türk mimari eserlerini ortaya koymuşlardır.
  • Kendine özgü Uygur alfabesi (14 harfli) geliştirmişlerdir.
  • Çinlilerle ilişkiler sayesinde kağıt ve matbaayı kullanmışlardır.
  • Maniheizm, Budizm, Hristiyanlık ve Nesturi Hristiyanlığı kabul etmiş; dinî metinleri Uygurcaya çevirmişlerdir.
  • Arapça, Farsça, Hintçe ve Çince’den çeviriler yapmış; astronomi, tıp, edebiyat ve doğa bilimleri alanında eserler üretmişlerdir.
  • En önemli eser: Yusuf Has Hacib’in 1069-1070’te yazdığı Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi), Türk-İslam siyasetnamesinin temel eseridir.

Kazılarda bulunan Budist, Maniheist ve Hristiyan mabetlerindeki yazıtlar, Uygur dilinin ve edebiyatının zenginliğini ortaya koymaktadır.

Devlet Teşkilatı ve Yönetim

Uygurlar, hukuka dayalı bir devlet yapısı kurmuş; “hukuk devleti” kavramını geliştirmişlerdir. Ülke hanedanın ortak malı sayılmış; bu durum taht kavgalarına yol açmıştır.

Yönetim yapısı:

  • Ülke genellikle ikiye veya üçe ayrılırdı:
    • Merkez: Kağan
    • Sol (doğu): Veliaht prens
    • Sağ (batı): Prens
  • Anayasa: Töre (Torü)
  • Kurultay (Toy/Kengeş): Her yıl toplanır, önemli kararlar alınırdı.

Görevliler:

  • İç Buyruklar (saray işleri bakanı)
  • Tarkan (askeri ve sivil idareci)
  • Tudun (vali)
  • Tigin (şehzade)
  • Subaşı (ordu komutanı)
  • Tamgacı (damgacı)
  • Bitikçi (katip)

Ordu:

  • Eli silah tutan herkes askerdi; atlı birlikler ağırlıktaydı.
  • Onlu sistem (Mete’den kalan) geçerliydi.
  • Atların rengi ve dizilişi makama göre belirlenirdi.
  • Savaşlarda Turan taktiği uygulanırdı.

Saray Hayatı:

  • Yüksek seviyeliydi; tarihçiler, alimler, şairler, sanatkarlar ve nakkaşlar himaye görürdü.
  • Şehzadeler kopuz çalar, manzum edebiyat gelişmişti.
  • Düzenli merasimler ve elçi karşılama protokolleri vardı.

Din ve İnanç

  • Temel inanç: Gök Tanrı Dini (Şamanizm)
  • Ahiret, kader, cennet-cehennem ve şehitlik inancı vardı.
  • Din adamları: Kam/Şaman
  • Cenaze töreni: Yuğ; mezarlar: Kurgan; mezar başına balballar dikilirdi.

Sonradan Maniheizm (Bögü Kağan dönemi), Budizm, Hristiyanlık ve Nesturilik kabul edilmiştir.

Sosyal ve İktisadi Yapı

  • Toplum eşitlik ve saygıya dayalıydı; kölelik yoktu, sınıflar yoktu.
  • Tek eşlilik geçerliydi; babaerkil aile yapısı hâkimdi.
  • Temel geçim: Hayvancılık, tarım ve ticaret.
  • Göçebe yaşamdan yerleşik hayata geçişle şehirleşme başlamıştır.

Hukuk

  • Yargının başı kağandı; önemli davalara kağan başkanlık ederdi.
  • Yargıçlar: Yarganlar
  • Hukuk: Töre (hiç kimse töre üstünde değildi).
  • Cezalar: Kısa süreli çadır hapsi, ölüm cezası (zina, vatana ihanet, savaştan kaçma).

Gelir Kaynakları

  • Halktan alınan vergiler (Acıl alış biriş)
  • Arazi vergisi (Kalan/Kalancı)
  • Hayvan vergisi (Kopcır)
  • Gümrük gelirleri
  • Savaş ganimetleri
  • Bağlı devletlerden haraçlar

Sonuç

Uygur Kağanlığı, Türk tarihinde yerleşik hayat, şehirleşme, alfabe geliştirme, sanat ve edebiyatta büyük ilerlemeler kaydeden bir uygarlık olmuştur. Maniheizm’in kabulüyle savaşçı ruh gevşemiş olsa da, ilim ve kültürde büyük katkı sağlamış; Moğolları bile etkilemiştir. Yıkılışından sonra batıya göç eden Uygurlar, Türk-İslam kültürünün oluşumunda köprü rolü oynamış; günümüzde Doğu Türkistan’da varlıklarını sürdürmektedirler.

Kaynakça

  • Roux, Jean-Paul. (1984). Türklerin Tarihi. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
  • Grousset, René. (1970). Bozkır İmparatorluğu. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
  • Gabain, Annemarie von. (1988). Uygur Türkçesi. Ankara: Türk Dil Kurumu.
  • Turan, Osman. (1999). Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi. İstanbul: Boğaziçi Yayınları.
  • Esin, Emel. (1970). İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslâma Giriş. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder