Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (Halid el-Bağdâdî), 19. yüzyılın başlarında Nakşibendiyye tarikatının en etkili kollarından biri olan Hâlidiyye (Halidiye) yolunun kurucusu, büyük bir İslâm âlimi, mutasavvıf, şair ve müceddid olarak kabul edilen Kürt asıllı bir âlimdir. Lakabı Ziyâüddîn (Diyâeddin) olup, "Mevlânâ" unvanıyla tanınır. Nakşibendî silsilesinde "Zülcenaheyn" (iki kanatlı) olarak anılır; çünkü hem Nakşibendiyye hem de Kadîriyye başta olmak üzere birden fazla tarikatta irşad yetkisine sahipti.
Doğum, Aile ve Kökeni
Mevlânâ Hâlid, Hicrî 1193 (Miladî 1779) yılında, Osmanlı Irak'ında (bugünkü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi) Süleymaniye'ye bağlı Karadağ (veya Şehrezûr bölgesi, Zerdiyâvâ/Karadağ) kasabasında doğmuştur. Bazı kaynaklarda doğum yılı 1768-1779 arası değişkenlik gösterse de, vefat tarihiyle (48 yaş civarı) uyumlu olan 1779 rivayeti akademik çalışmalarda daha tutarlı kabul edilir.
Ailesi, ünlü Kürt aşireti Câf (Caf) aşiretinin Mikâilî (Mîkâilî) koluna mensuptur. Babası Ahmed b. Hüseyn (bazı rivayetlerde Pir Mîkâil veya Hüseyin olarak geçer; "Şeşengost/Şeşengüşt" yani altı parmak lakabıyla tanınan manevi bir şahsiyet), muhtemelen Kadîriyye tarikatına bağlı bir sûfî idi. Soyu baba tarafından Hz. Osman'a, anne tarafından ise Hz. Ali'ye (Fatımî/Hıdır ailesi üzerinden) ulaştığı rivayet edilir. Çocukluğunda babasını kaybeden Hâlid, annesi ve ağabeyi Muhammed'in gözetiminde yetişmiştir.
Eğitim ve İlim Hayatı
İlk eğitimini ailesinden ve bölgenin âlimlerinden aldı. Erbil, Süleymaniye ve Berzence medreselerinde ders gördü. Önemli hocaları arasında Şeyh Abdullatif Karadağî, Seyyid Abdülkadir Berzencî, Seyyid Abdurrahim Berzencî, Mela Salih Nermar ve özellikle icazet aldığı Şeyh Muhammed Kasım es-Senendûcî (Şeyh Mahmud Kasım) yer alır. Genç yaşta zahirî ilimlerde (fıkıh, hadis, tefsir, kelam) derinleşti; keskin zekâsı ve hâfızasıyla tanındı. Süleymaniye'de müderrislik yaptı.
Tasavvufî Yolculuğu ve Nakşibendiyye İcazeti
Hicrî 1220 (M. 1805) yılında hacca gitti. Medine'de karşılaştığı bir velinin nasihati ve işareti üzerine Hindistan'a yöneldi. Hicrî 1224 (M. 1809-1810) civarında Delhi'ye (Cihanabad) ulaşarak Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Şah Abdullah Dehlevî'nin (Gulâm Ali Abdullah Dehlevî) terbiyesine girdi. Bir yıl kadar hizmetinde kaldıktan sonra "Hilâfet-i Tâmme" (tam hilafet) icazeti aldı; Nakşibendiyye başta olmak üzere Kadîriyye, Sühreverdiyye, Kübreviyye ve Çiştiyye tarikatlarında irşad yetkisi verildi.
Dönüş yolunda İsfahan, Hemedan ve Senendec'te ilim tahsil etti (matematik, astronomi vb.). Hicrî 1226'da Süleymaniye'ye döndü.
İrşad Faaliyetleri ve Hâlidiyye'nin Yayılışı
Süleymaniye'de Nakşibendiyye'yi yaymaya başladı; Kadîrî şeyhleri ve yerel yöneticilerle (Baban Beyleri, Bağdat valileri) çatışmalar yaşadı. Hicrî 1228'de (M. 1813) Bağdat'a yerleşti; burada Halidiye Tekkesi'ni (İhsaniye Medresesi) kurdu. Ünlü isimleri tarikatına kattı; müridleri hızla çoğaldı.
Bağdat valisi Davut Paşa ve Süleymaniye'deki yöneticilerin kıskançlığı nedeniyle Hicrî 1238'de (M. 1822-1823) Şam'a göç etti. Şam'da (Kâsiyûn Dağı eteğinde) irşad faaliyetlerini yoğunlaştırdı; halifeleri aracılığıyla tarikatı Anadolu (özellikle Güneydoğu), Suriye, Irak, İran, Mısır, Hindistan ve Mağrip'e yaydı. Kudüs, Halep, Basra, Kerkük, Erbil, Mardin, Diyarbakır, Urfa gibi bölgelerde etkili oldu.
Hâlidiyye, Nakşibendiyye'nin geleneksel rabıta ve zikir usullerini korurken şeriata sıkı bağlılık, cehrî zikirden kaçınma ve aktif irşad vurgusuyla ayrılır.
Vefatı ve Türbesi
Hicrî 1242 (Miladî 9 Haziran 1827) Şam'da kolera (veba/tâun) salgınında vefat etti (Cuma gecesi, Şevval 28). Cenazesi Şam'da Kâsiyûn (Kasiyun) Dağı eteğindeki kabristana defnedildi. Türbesi bugün hâlâ ziyaretgâhtır; 2009'da bir Türk vakfı tarafından restore edilmiştir. Suriye'deki iç savaş nedeniyle uzun yıllar Türk ziyaretçilere kapalı kalmış olsa da, bakımı devam etmektedir.
Eserleri ve Edebi Kişiliği
Arapça, Farsça ve Kürtçe eserler verdi. En önemlisi şiir Dîvân'ıdır (Arapça, Farsça ve Kürtçe beyitler içerir; münacatlar, tasavvufî kasideler, Nakşibendî silsilesi övgüleri). Dîvân, 1844'te İstanbul'da bastırıldı; Sadreddin Yüksel tarafından şerh edildi. Diğer eserleri arasında akaid, felsefe, tasavvuf risâleleri (örneğin Lübbü'l-Akâid, Halidiyye Risâlesi) yer alır. Şiirlerinde Sâdî ve Hâfız-ı Şirâzî etkileri görülür; ilâhî aşk, gurbet ve maneviyat temaları hâkimdir.
Kullanıcı metnindeki şiir örnekleri (yarın tasviri, gurbet acısı) Dîvân'ından alınmadır.
Sonuç
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, kısa ömrüne rağmen (yaklaşık 48 yıl) Nakşibendiyye'yi modern dönemde en yaygın kılan figürdür. Hâlidiyye kolu, bugün Türkiye'de ve Ortadoğu'da Nakşibendîliğin ana damarını oluşturur. Faziletli, müttakî, şefkatli ve yol gösterici bir zat olarak anılır.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hâlid el-Bağdâdî" ve "Hâlidiyye" maddeleri. Erişim: islamansiklopedisi.org.tr.
- Vikipedi, "Hâlid Bağdâdî" ve "Hâlidîlik".
- Abdulcebbar Kavak, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî ve Hâlidî Tasavvuf Geleneğinin Tarihi Gelişim Süreci (Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, 2013).
- İslam ve İhsan, "Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri'nin Hayatı".
- Semerkand Kitap ve çeşitli biyografi siteleri (Risale-i Nur Enstitüsü, Sorularla Risale vb.).
- M. E. Z. Beg, Meşahir-ül Ekrad (kullanıcı metninde belirtilen kaynak).
eşira mikaila
YanıtlaSil