Çerkes Ethem (1886-1948): Kurtuluş Savaşı'nın Tartışmalı Figürü
Giriş ve Kökeni
Çerkes Ethem (tam adıyla Ethem Bey veya Çerkezçe Dipşov Ethem), Osmanlı subayı ve Kuvâ-yi Milliye komutanıdır. 1886 yılında (bazı kaynaklarda 1884-1886 arası varyasyon gösterir) Balıkesir'in Bandırma ilçesine bağlı Emre köyünde (Emreköy) doğmuştur. Ailesi, 19. yüzyılda Kafkasya'dan Osmanlı topraklarına göç eden Şapsığ (Sapşığ) Çerkes oymağına mensuptur. Babası Pşevu (veya Pşevul) Ali Bey, ziraat ve değirmencilikle uğraşan bir göçmendir. Ali Bey'in beş oğlundan en küçüğü olan Ethem, ağabeyleri İlyas, Nuri (Rum eşkiyalarıyla çarpışırken şehit), Reşit ve Tevfik (1901-1902'de Harbiye'yi bitirerek subay olmuşlardır) ile birlikte askeri bir aile ortamında büyümüştür.
Ethem, babasının karşı çıkmasına rağmen 1905'te İstanbul'a kaçmış ve Bakırköy Süvari Küçük Zâbit Mektebi'ne girmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra Osmanlı ordusunda görev almıştır.
Askerî Kariyeri ve Savaşları
- Balkan Savaşı (1912-1913): Bulgar cephesinde yaralanmış; kıdem zammı ve madalya almıştır.
- I. Dünya Savaşı (1914-1918): Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olarak Eşref Kuşçubaşı'nın (Sencer Eşref Bey) emrinde Pan-Turanist akınlara katılmıştır. İran, Afganistan ve Irak'ta faaliyet göstermiş; yaralanmıştır. Savaş sonunda Bandırma'ya çekilmiştir.
- Kurtuluş Savaşı (1919-1922): Mondros Mütarekesi sonrası Yunan işgaline karşı Kuvâ-yi Milliye saflarında yer almış; Kuvâ-yi Seyyâre (gezici kuvvetler) komutanı olmuştur. Batı Cephesi'nde Yunan kuvvetlerine karşı önemli başarılar kazanmış; Milen Hattı'nın (Menderes Hattı) savunmasında kritik rol oynamıştır. Düzenli orduya geçiş döneminde (1920 sonu) en etkili Kuvâ-yi Milliye liderlerinden biriydi.
Anlaşmazlık ve İsyan
Düzenli ordunun kuruluşu sırasında (özellikle İsmet İnönü'nün Batı Cephesi Komutanı olmasıyla) Ankara Hükümeti ile anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Ethem, İstiklal Mahkemeleri'nin yetkilerini tanımamış; birliklerinin yağma ve disiplin sorunları nedeniyle eleştirilmiştir. 27 Aralık 1920 - 23 Ocak 1921 arası Çerkes Ethem Ayaklanması (veya isyanı) olarak bilinen olayda, TBMM'nin düzenli orduya katılma emrine uymamış; Gediz-Kütahya civarına çekilmiştir.
I. İnönü Muharebesi sırasında Yunan tarafıyla temas kurmuş; birlikleri yenilgiye uğratıldıktan sonra 1921 Ocak ortalarında Yunan kuvvetlerine sığınmıştır. İzmir üzerinden Atina'ya gönderilmiştir.
Yargılama ve Sürgün
Ankara İstiklal Mahkemesi, 9 Mayıs 1921 tarihli ve 573 sayılı kararıyla Çerkes Ethem'i, kardeşleri Reşit ve Tevfik Bey'ler ile yakın adamlarını gıyaben yargılamış; "Müsellahan takibi hükümet cürmünü irtikap ederek düşman tarafına firar" suçundan idama mahkûm etmiştir. Karar, mallarına el konulmasını da içermektedir. Bu karar, TBMM'nin resmi kayıtlarında yer alır ve Ethem'in "vatan haini" ilan edilmesine yol açmıştır.
Sürgün Yılları ve Vefatı
Türkiye'den ayrıldıktan sonra Berlin'e gitmiş; bir süre Kahire'de yaşamış; son yıllarını Suriye, Lübnan ve Ürdün'de geçirmiştir. 1938'de çıkarılan genel af (Türkiye'ye dönüş imkânı) ve Atatürk'ün gönderdiği para/pasaport teklifini reddetmiş; "bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanmadan dönmem" şartını koşmuştur.
21 Eylül 1948 tarihinde Ürdün'ün başkenti Amman'da vefat etmiştir (bazı kaynaklarda 7 Ekim 1949 olarak geçer; ancak çoğunluk 1948'i doğrular). Defin yeri Amman'daki Habjouka (veya Kabartay/El-Misdar) Mezarlığı'dır; kabri Akdeniz'e dönük olarak gömülmüştür.
Hatıratı ve Savunması
Ethem, sürgünde yazdığı hatıratında (ilk kez 2009'da Nokta Yayınları tarafından basılan Çerkes Ethem, Hatıratı) "hainlik" suçlamalarına şu ifadelerle cevap verir:
"Suçlular affedilmeyi kabul eder, ben suçlu değilim. Aziz vatan için herkesten önce yola çıktım, mevki ve şeref düşünmedim. Bu durumda dönmektense iftiraya uğramış bir mağdur olarak ölmeyi tercih ederim. Bugün dahi sebeplerini bilmediğim için izahtan mahrum olduğum sebeplerle memleketim, vatandaşlarım ve tarih huzurunda ihanetle tescil edilmiş durumdayım. Kesinlikle ithamların ağır mesuliyetine layık bir günahkar değilim; fakat gerçekleri tarafsız bir mahkeme huzurunda izah edebilecek miyim? Hayır. O halde gurbette devam edecek ve gurbette öleceğim. Ta ki akıbetim günün birinde o ilk günlerin tarihini yazmak isteyen kimselerin dikkatini çeksin ve meseleyi baştan sona ele alsınlar. Belki çok hatalarım olduğunu, fakat asla vatan haini olmadığımı tespit etsinler."
Bu ifade, Ethem'in kendini mağdur ve masum gördüğünü; olayların "tarafsız yargılama" eksikliğinden kaynaklandığını savunduğunu gösterir.
Tarihsel Değerlendirme
Çerkes Ethem, Kurtuluş Savaşı'nın erken döneminde Yunan işgaline karşı cesur mücadele vermiş; ancak düzenli orduya entegrasyon sürecindeki anlaşmazlıklar (disiplin, İstiklal Mahkemeleri'ne karşı çıkış, kişisel otorite) trajik bir sona yol açmıştır. Bazı tarihçiler onu "Kuvâ-yi Milliye'nin kahramanı" olarak görürken; resmi Türk tarih yazımında "isyan eden ve Yunan tarafına geçen hain" olarak nitelendirilir. Olay, Milli Mücadele'nin iç çelişkilerini ve geçiş döneminin karmaşasını yansıtır.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Çerkez Ethem" maddesi. Erişim: islamansiklopedisi.org.tr/cerkez-ethem.
- Vikipedi, "Çerkez Ethem" ve "Çerkez Ethem Ayaklanması".
- Atatürk Ansiklopedisi, "Çerkes Ethem (1886-1948)".
- Fikriyat Gazetesi ve Biyografi.Net, Çerkes Ethem biyografileri.
- Çerkes Ethem, Hatıratı (Nokta Yayınları, 2009; çeşitli alıntılarla doğrulanmış).
- TBMM kararları ve İstiklal Mahkemeleri kayıtları (resmi kaynaklar).
(Not: Kullanıcı metnindeki bazı tarihler ve detaylar genel kabul gören kaynaklarla uyumludur; ölüm yılı çoğunlukla 21 Eylül 1948 olarak doğrulanmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder