ANADOLU SELÇUKLULARI

Anadolu Selçuklu Devleti (1077-1308)

Giriş

Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071), Anadolu’nun kaderini değiştiren en önemli olaylardan biridir. Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan ile Bizans İmparatoru Romanos Diogenes arasında gerçekleşen bu zafer, Anadolu’nun kapılarını Türklere açmış ve bölgenin Türkleşmesi sürecini başlatmıştır. Zaferden önce Selçuklu Türkmen beyleri ve kumandanları Doğu Anadolu’ya akınlar düzenlemiş, hatta Konya’ya kadar ulaşmışlardı. Ancak Bizans’ın esas gücünün kırılması ve Anadolu’nun kalıcı olarak Türklere vatan olması, Malazgirt Zaferi ile mümkün olmuştur.

Zaferin hemen ardından Anadolu’da üç küçük Türk beyliği kurulmuştur:

  • Saltuklular (Erzurum ve çevresi)
  • Mengüçlular (Erzincan ve çevresi)
  • Danişmendliler (Sivas ve çevresi)

Bu beylikler, Alp Arslan’ın maiyetindeki emirler tarafından kurulmuş ve Büyük Selçuklu’ya bağlı feodal yapılar olarak işlev görmüştür. Anadolu Selçuklu Devleti’nin güçlenmesiyle bu beylikler sırasıyla Danişmendliler, Mengüçlular ve Saltuklular ilhak edilerek ortadan kaldırılmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu

Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tır (1077-1086). Selçuk Bey’in oğlu Arslan’ın oğlu olan Kutalmış, Tuğrul Bey döneminde Doğu Anadolu’nun fethine katılmış ve büyük bir güç kazanmıştır. Ancak Alp Arslan’a isyan etmiş ve savaşta öldürülmüştür. Bu isyan nedeniyle oğlu Süleyman, Urfa-Birecik bölgesinde ikamete memur edilmiştir.

Süleyman burada Türkmenler üzerinde otoritesini yavaş yavaş kurmuş; Sultan Melikşah döneminde ise Bizans’a karşı Kızılırmak’ın batısındaki fetihlerle görevlendirilmiş ve Anadolu’daki tüm Türkmen kuvvetlerinin kumandanlığına getirilmiştir.

Süleyman, Bizans’ın iç karışıklıklarından ve halkın ağır vergilerle ezilmesinden ustaca yararlanmış; Türklerin hafif vergiler uygulaması ve dinî hoşgörü göstermesi, yerli halkın Türklere sempati duymasını sağlamıştır.

  • 1078’de İznik’i fethederek burayı başkent yapmış,
  • Ege kıyılarına kadar ilerleyerek İzmir’e ulaşmıştır.
  • 1077’de İznik’in fethiyle Anadolu Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur.

Süleyman’ın fetihleri batıya doğru devam ederken, 1081’de Bizans tahtına geçen Aleksios Komnenos’un reformları Selçuklu ilerleyişini durdurmuştur. Süleyman daha sonra doğuya yönelmiş ve Antakya’yı fethetmiştir. Ancak Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş ile girdiği mücadelede yenilmiş ve 1086’da ölmüştür.

Kılıç Arslan Dönemi ve Haçlı Seferleri

Süleyman’ın ölümü üzerine Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, Anadolu’yu düzenlemiş ve Süleyman’ın oğlu Kılıç Arslan’ı Irak’a götürmüştür. Bu durum Anadolu’daki fetihleri geçici olarak durdurmuş ve Bizans’a nefes aldırmıştır.

Melikşah’ın 1092’de ölümünden sonra yerine geçen Berkyaruk, Kılıç Arslan’ı Anadolu’ya geri göndermiş ve babasının fetihlerini devam ettirme görevini vermiştir. Kılıç Arslan, 1104’te Berkyaruk’un ölümünden sonra Büyük Selçuklu’ya bağlılığı reddederek bağımsızlığını ilan etmiş ve sultan unvanını almıştır.

Kılıç Arslan dönemi, Birinci Haçlı Seferi (1096-1099) ile geçmiştir. Haçlılara karşı kahramanca mücadele etmiş, ancak 1107’de İran ve Suriye Selçukluları ile girdiği savaşta yenilmiş ve Habur Çayı’nda boğularak ölmüştür.

Mesut ve II. Kılıç Arslan Dönemleri

Kılıç Arslan’ın oğlu I. Mesut (1116-1156), babasının ölümünden sonra devleti toparlamış; Bizans’ı yenmiş, ancak İkinci Haçlı Seferi ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Haçlı ordularını Tarsus geçitleri ve İçel dağlarında yok etmeyi başarmıştır.

Mesut’tan sonra tahta geçen II. Kılıç Arslan (1156-1192), Anadolu’da Türk birliğini sağlayan en önemli hükümdarlardan biridir:

  • Danişmendliler’i ortadan kaldırarak siyasi birliği sağlamış,
  • Bizans’ı ağır yenilgilere uğratmış ve Bizans’ın Anadolu’daki tecavüz gücünü kırmıştır. Bu dönemden sonra Bizans, Anadolu’yu Türklerden geri alma umudunu kaybetmiş ve savunmaya geçmiştir.

En Parlak Dönem: I. Alaeddin Keykubad

Anadolu Selçuklu Devleti’nin en parlak dönemi, I. Alaeddin Keykubad (1219-1236) zamanıdır. İyi bir idareci, kumandan ve diplomat olan Alaeddin Keykubad:

  • Akdeniz kıyısındaki Kandelor’u fethederek Alanya’yı kışlık merkez yapmış,
  • Devletin sınırlarını Erzurum’a kadar genişletmiş,
  • Eyyûbîler ile savaşı kazanmış, ancak ustaca diplomasiyle dostluk kurmuştur.
  • Eyyûbîler ile birlikte Harizmşah Celâleddin’e karşı Yassı Çimen Savaşı’nda (1230) zafer kazanmıştır.

Moğol istilası nedeniyle dağılan Harizm Türklerini doğu sınırlarına yerleştirerek hem savunmayı güçlendirmiş hem de Anadolu’nun Türkleşmesini hızlandırmıştır.

Bu dönemde Anadolu’da büyük bir imar hareketi başlamış; camiler, medreseler, hanlar, kervansaraylar, hastaneler, köprüler ve çeşmeler inşa edilmiştir. Türk-İslam kültürü Anadolu’da kök salmış, halk huzur ve refaha kavuşmuştur.

Çöküş ve Moğol Himayesi

I. Alaeddin Keykubad’ın 1237’de ölümünden sonra Moğol tehlikesi belirginleşmiştir. 1243’te Kösedağ Savaşı’nda II. Gıyaseddin Keyhüsrev komutasındaki Selçuklu ordusu Moğollara yenilmiş ve Anadolu Selçuklu Devleti Moğol (İlhanlı) himayesine girmiştir.

Bu tarihten sonra devlet bir daha toparlanamamış; 1308’de II. Gıyaseddin Mesud’un ölümüyle tamamen ortadan kalkmıştır.

Beylikler Dönemi

İlhanlı himayesi altında Anadolu’da karışıklıklar devam etmiştir:

  • Selçuklu ailesi içindeki taht kavgaları,
  • İlhanlılara karşı ayaklanmalar,
  • İlhanlıların misillemeleri büyük tahribata yol açmıştır.

İlhanlı nüfuzu genellikle Doğu ve Orta Anadolu ile sınırlı kalmış; Batı ve Güneybatı Anadolu’da Türkmen beyleri bağımsız beylikler kurmuştur:

  • Karaman, Germiyan, Aydın, Menteşe, Hamit, Karesi, Saruhan, Candaroğulları, Eşrefoğulları, Osmanoğulları vb.

1335’te İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümüyle İlhanlı Devleti dağılmış; Anadolu’da Eretna Bey Sivas merkezli bir devlet kurmuştur (1343). Bu durum, Anadolu beyliklerinin daha özgür bir mücadele dönemine girmesini sağlamıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Mirası

Anadolu Selçukluları, Büyük Selçukluların Anadolu’daki devamı olarak:

  • Büyük Selçuklu teşkilatını geliştirmiş,
  • Sünnî İslam’ı Anadolu’da kökleştirmiş,
  • Bizans’ı Marmara kıyılarına kadar geriletmiş,
  • Anadolu’yu Türk-İslam kültürüyle bezemiş,
  • Haçlı Seferleri’ne karşı İslâm’ın kalkanı olmuşlardır.

Devletin yıkılışından sonra Anadolu’da siyasi birlik, Osmanlılar tarafından sağlanmış ve tüm beylikler bir bayrak altında toplanmıştır.

Sonuç

Anadolu Selçuklu Devleti, Malazgirt Zaferi’nin meyvesi olarak Anadolu’yu ebedî Türk yurdu yapmış; Türk-İslam medeniyetinin Anadolu’da yerleşmesini ve gelişmesini sağlamıştır. Haçlılara ve Bizans’a karşı gösterdiği direniş, İslâm’ın Anadolu’da kalıcı olmasını güvence altına almıştır.

Kaynakça

  • Turan, Osman. (1993). Selçuklular Zamanında Türkiye. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
  • Merçil, Erdoğan. (1989). Anadolu Selçuklu Devleti Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  • Köymen, Mehmet Altay. (1979). Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  • Cahen, Claude. (2000). Osmanlılar Öncesi ve Sonrası Anadolu. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Yinanç, Mükrimin Halil. (1944). Türkiye Tarihi Selçuklular Devri. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder