https://butun-asiretler.blogspot.com/

REŞKOTAN AŞİRETİ

Osmanlı Döneminde Reşkotan ve Çevre Aşiretlerin Islahı (1890)

Giriş

Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl sonlarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki aşiretler üzerinde uyguladığı ıslahat politikaları, devletin merkezî otoritesini güçlendirme çabalarının bir parçasıydı. Bu dönemde özellikle Reşkotan aşireti, devlet otoritesine karşı direnişiyle öne çıkmış, bölgedeki diğer aşiretler üzerinde de etkili olmuştur. Siirt mutasarrıflığının raporları, bu aşiretin ıslah sürecini ayrıntılı biçimde aktarmaktadır.

Reşkotan Aşireti’nin Islahı

Reşkotan aşireti, Bitlis Vilayeti’nde “en vahşi” olarak nitelendirilmiş ve defalarca devletin gönderdiği ıslahat birliklerini püskürtmüştür. 1890 yılında gerçekleştirilen harekât sırasında:

  • 210 asker, iki dağ topu ve bir süvari bölüğü ile aşiretin merkezine girilmiştir.
  • Aşiret mensupları, geleneksel yöntemleri gereği kadın ve çocukları evlerinde bırakıp kendileri dağlara çekilmişlerdir.
  • Devletin amacı, aşiretin malına el koymak değil; “edepsizleri terbiye etmek ve suçsuzları korumak” olarak açıklanmıştır.
  • İki gün içinde teslim olmayanların aileleriyle birlikte zorla götürüleceği bildirilmiştir.
  • Sonuçta aşiretin namuslu kesimi teslim olmuş, 130 eşkıya ve suçlu kan dökülmeden yakalanmıştır.

Bu süreçte aşiretin malları korunmuş, merkezde Hamidiye adıyla bir kışla inşa edilmiştir. Böylece Reşkotan aşireti kısa sürede devlet otoritesine bağlanmış ve “itaatkâr halkın birincilerinden” sayılmıştır.

Deyr-i Göl ve Bohtan Bölgesi

Reşkotan’ın ardından Batvan ve Dudiran aşiretleri de devlet kontrolüne alınmıştır. Bu amaçla:

  • Deyr-i Göl nahiyesi Diyarbakır’dan ayrılarak Siirt’e bağlanmıştır.
  • Bölgenin stratejik önemi vurgulanmış; Bedirhan Paşa’nın merkezi olması ve Cemkari Yaylası’na hâkim konumu nedeniyle burada hükümet konağı ve kışla inşası planlanmıştır.
  • Bu düzenlemelerin hem güvenliği sağlayacağı hem de ziraat ve tuzla işletmeleri sayesinde yıllık on bin lira ek gelir getireceği öngörülmüştür.

Sason Bölgesi ve Dinî-Sosyal Durum

Sason halkı üzerine yapılan gözlemler, bölgenin dinî ve sosyal açıdan ihmal edilmiş olduğunu göstermektedir:

  • Halkın İslamiyet’i yalnızca “isim olarak” taşıdığı, sünnetin yaygın olmadığı, nikâh ve boşanma işlemlerinde geleneksel taş ve para ritüelleri uygulandığı belirtilmiştir.
  • Manastır papazlarının öğütleri halk arasında etkili olmuş, çocuklara Ermeni isimleri verilmiş, kıyafet ve başlıklar Ermeni kültürünü yansıtmıştır.
  • Halkın dili Arapça ve Ermenice olup, Kürtçe nadiren bilinmektedir.
  • Osmanlı belgelerine göre bu halkın aslında evlâd-ı fatihan olduğu, yani İslam’a dâhil edilen eski nesillerin torunları oldukları anlaşılmıştır.

Bu durum, devlet açısından büyük bir kaygı kaynağı olmuş; halkın İslamiyet’ten uzaklaşması “daha büyük bir üzüntü sebebi” olarak kaydedilmiştir.

Vergi ve Tapu Sorunları

Sason’da yapılan sayım sırasında Müslüman halk vergi vermemek için direnirken, Ermeniler aşiret ağalarını ikna ederek malları kendi adlarına kaydettirmiştir. Bu durum:

  • Müslümanların mallarının tapu senetlerinde Ermeniler üzerine yazılmasına,
  • Ermenilerin ileride bu malları sahiplenme girişimlerine,
  • Müslümanların ise olası bir karşı tepkiyle Ermenileri dağdan kovma veya yok etme ihtimaline yol açmıştır.

Bu nedenle devlet, tapu senetlerinin düzeltilmesi ve yanlış kayıtların iptali için girişimlerde bulunmuştur.

Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl sonlarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yürüttüğü ıslahat politikaları, yalnızca aşiretlerin disiplin altına alınmasıyla sınırlı kalmamış; aynı zamanda bölgenin ekonomik kaynaklarının değerlendirilmesi ve devlet gelirlerinin artırılması hedeflenmiştir. Siirt ve Bitlis vilayetlerinde görev yapan mutasarrıfların raporları, bu dönemde hem aşiretlerin sosyo-politik düzenlenmesi hem de maden ve tarım potansiyelinin keşfi açısından önemli bilgiler sunmaktadır.

Maden ve Doğal Kaynaklar

Vilayet raporlarında bölgenin zengin maden yataklarına dikkat çekilmiştir:

  • Hizan’daki kurşun madeni: Gayet zengin olup işletildiğinde yüksek gelir sağlayabilecek kapasitededir.
  • Hıyan ve Muş’taki demir madeni: Birinci sınıf demir niteliğinde olup bölgesel sanayi için stratejik öneme sahiptir.
  • Varto’daki kırmızı mermer: Hem estetik hem de dayanıklılığıyla öne çıkmakta, köylüler tarafından evlerin kapı ve pencere süslemelerinde kullanılmaktadır.
  • Şirvan’daki altın madeni: Vaktiyle işletilmiş, ancak raporun yazıldığı dönemde atıl durumdadır.
  • Nemrud Dağı’ndaki kömür madeni: Bölgenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek niteliktedir.
  • Tuzlalar: Kaya tuzu bakımından oldukça zengin olup Osmanlı maliyesi için önemli bir gelir kaynağıdır.
  • Ilıcalar ve ekşi sular: Bitlis ve Malazgirt’te bulunan kaynaklar, hem sağlık hem de ticari açıdan değer taşımaktadır.

İskân ve İdari Düzenlemeler

Raporda, aşiretlerin kontrol altına alınması ve devlet otoritesinin pekiştirilmesi için idari merkezlerin yeniden düzenlenmesi önerilmiştir:

  • Sason/Kabilcevz: Burada hükümet konağı ve kışla inşa edilmesi, kaymakamlık merkezinin buraya taşınmasıyla dağlık bölgenin devlet kontrolüne alınacağı belirtilmiştir.
  • Deyr-i Göl: Bedirhan Paşa’nın eski merkezi olan bu bölgenin yeniden canlandırılması için Eruh kaymakamlığının buraya taşınması ve hükümet konağı ile kışla yapılması önerilmiştir.
  • Cemkari Yaylası: Her yıl Cezire ve Çöl aşiretlerinin geldiği bu yaylanın kontrol altına alınmasıyla yalnızca resm-i ağnamdan (hayvan vergisi) yıllık beş yükten fazla gelir sağlanabileceği öngörülmüştür.

Ekonomik ve Sosyal Sonuçlar

Bu düzenlemelerle birlikte:

  • Bölgedeki asayişin sağlanması, aşiretlerin devlet otoritesine bağlanması,
  • Vergi gelirlerinin artması (özellikle hayvancılık ve maden işletmeleri sayesinde),
  • Göçmenlerin boş arazilere yerleştirilmesi ile tarım faaliyetlerinin genişlemesi,
  • Osmanlı maliyesine yıllık on binlerce lira ek gelir sağlanması hedeflenmiştir.

Genel Değerlendirme

1890 tarihli bu rapor, Osmanlı Devleti’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki aşiretler üzerinde yürüttüğü ıslahatın yalnızca askeri ve idari boyutunu değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma stratejilerini de içerdiğini göstermektedir. Reşkotan ve çevre aşiretlerin disiplin altına alınması, Sason ve Bohtan bölgelerinin yeniden düzenlenmesi, madenlerin işletilmesi ve vergi gelirlerinin artırılması, devletin bölgeyi merkezî otoriteye bağlama çabasının somut örnekleridir.

Kaynakça

  • Osmanlı Arşiv Belgeleri, Siirt ve Bitlis Vilayet Raporları (1890).
  • Necip Şahin, Bir Kabile Ailesinin Tercüme-i Hali ve Hatıratı.
  • Abbas Azzavi, Aşiretler ve Kabileler Üzerine Araştırmalar.
  • Ahmet Vasfi Zekeriya, Arap Aşiretleri Tarihi.
  • Zafer Benzer, “Urfa Direnişinde Siyale Aşireti Mensuplarından Salih El-Abdullah’ın Tutumu”, Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2022.
  • Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları ve ilgili makaleler.
  • Bölgesel etnografik çalışmalar: Harput, Siirt, Muş ve Sason yöresi aşiretleri üzerine araştırmalar.
Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder